Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6610 E. 2020/6927 K. 09.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6610
KARAR NO : 2020/6927
KARAR TARİHİ : 09.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı İdarenin maliki olduğu 3093 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı … tarafından işgal edildiğini belirterek ecrimisil talep etmiştir.
Mahkemece davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmadan, dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmadan, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davanın görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın görevli hakem mahkemesine gönderilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil talebine ilişkindir.
Mahkemece … Genel Müdürlüğü ile davalı … Belediyesinin 3533 sayılı Kanunun 1. maddesinde belirtilen kuruluşlardan olup, arasındaki uyuşmazlıkların bu Kanun’un 2570 sayılı kanunla değişik 4. maddesi gereğince hakem sıfatıyla çözümlenmesi gerekeceğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de, temyiz dilekçesine ekli tapu kaydından da anlaşıldığı üzere, dava konusu 3093 ada 4 parsel sayılı taşınmaz … Ağası … Vakfı adına kayıtlı olup, malik olan Vakfı idareten yöneten … Genel Müdürlüğü olmayıp, … Ağası … Vakfı tüzel kişiliği olduğundan, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; dava, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davalardan olduğuna göre yazılı yargılama usulüne tabi olup buna göre; yazılı yargılama usulünün nasıl yapılacağı 6100 sayılı HMK’nin 118 ve devamı maddelerinde, yazılı yargılama usulüne tabi bir davada ön incelemenin nasıl yapılacağı ise, aynı Kanun’un 137 ila 142. maddelerinde düzenlenmiştir. Belirtilen maddelere göre; yazılı yargılamada; dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesinden sonra ön inceleme duruşması yapılması (mad.137), ön inceleme duruşmasına tarafların meşruhatlı davetiye ile davet edilmesi (mad.139) ve ön inceleme duruşmasının tamamlanmasından sonra tahkikat duruşması için yeni bir duruşma günü verilmesi (mad.137/2) gerekmektedir. Yazılı yargılama usulüne tabi bir dava açıldığında, mutlaka dilekçelerin değişiminin gerçekleştirilmesi ve ön inceleme duruşmasının yapılması zorunludur. (HGK 2015/18-2560 Esas, 2016/96 Karar.)
Öncelikle belirtmek gerekir ki; duruşma yapmadan karar verilebilmesi için, hukuken bunun mümkün olması gerekir. Başka bir anlatımla, ancak hukukun cevaz verdiği hallerde duruşma açmadan dosya üzerinden karar verilebilir (Örneğin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları gibi) veya kanunun duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinde hakime takdir hakkı tanındığı hallerde dosya üzerinden karar verilebilir (Örneğin İİK’nin 17-18. maddelerinde öngörülen şikayet başvurusu gibi). Kanun’un açıkça duruşma açılarak yargılama yapılmasını emrettiği hallerde dosya üzerinden karar verilemez.
Bilindiği üzere HMK’nin hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasa’nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C. Anayasası’nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK’nin 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece, davalı taraf dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılması gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.