Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2016/639 E. 2020/5073 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/639
KARAR NO : 2020/5073
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet (Tüm sanıklar hakkında)

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “22.05.2012, 13.07.2012, 30/07/2012” yerine “30.07.2012” olarak yazılması, mahkemesince düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
A) Sanıklar …, … ve … hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesindeki; “Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” hükmü yürürlükte olduğundan, özel nitelikte olan 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre ve 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanması hususu infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar … ile … müdafiinin ve sanık …’ün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın uyuşturucu madde sattığına ilişkin edinilen bilgiler üzerine, alıcı görevlilerin 22/05/2012, 24/05/2012, 28/05/2012, 31/05/2012, 07/06/2012, 12/06/2012, 19/06/2012, 10/07/2012 ve 17/07/2012 tarihlerinde sanıktan uyuşturucu madde satın aldıkları, alıcı görevlilerin değişik tarihlerdeki satın alma işlemlerinin suç ve failini belirleyerek suç delillerini elde etmeye yönelik çalışmalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla alıcı görevlilere yapılan uyuşturucu madde satışlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, sanığın hareketlerinin bütünüyle 5237 sayılı TCK’nın 188/3. maddesinde açıklanan “satmak için uyuşturucu madde bulundurma” ve “uyuşturucu maddeyi satışa arz etme” seçimlik hareketlerini oluşturduğu gözetilmeden, değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlendiği düşüncesiyle sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43. maddesinin uygulanması,
2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasa ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin değiştirilmesi nedeniyle sanığın durumunun bu madde açısından yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, 07.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.