YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2790
KARAR NO : 2012/9394
KARAR TARİHİ : 18.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair …. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 22.12.2011 gün ve 1062/696 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında adına tespit ve tescil edilen 133 ada 48 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde bulunan takriben 1 dönümlük dava konusu yerin, kadastroda davalı Hazine adına tespit ve tescil edilen 133 ada 62 nolu parsel içinde kaldığını açıklayarak, bu yerin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 133 ada 62 nolu parsele ait taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 133 ada 62 parsel sayılı taşınmaz, herhangi bir belge uygulanmaksızın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, Mustafa Aslan’nın işgalinde bulunduğu, ancak zilyetlik şartlarının oluşmadığı tutanakta açıklanmak suretiyle hali arazi niteliğiyle 09.09.2005 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, tespitin itirazsız olarak 27.01.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine Hazine adına tapu oluşmuştur.
Bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilebilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunması ve taşınmazın özel mülkiyete elverişli yerlerden olması gerekmektedir. (TMK.nun 999.md). Taşınmaz başında yapılan keşif sonucunda Ziraat Mühendisi Fatih Tuncel tarafından düzenlenen 31.10.2011 tarihli raporda; çekişme konusu taşınmazın toprak yapısının taşlı-çakıllı, (25-30) sığ derinlikte olup, taşınmazın genelinde fazlaca taşlılık oranının (Satış yüzdesi % 50 den fazla olup, çok taşlı sınıflandırması dahilindedir.) dikkat çektiği, yapısı itibariyle henüz ıslahının tam olarak tamamlanamamış tarım arazileri içinde olduğu açıklanmıştır. Bundan ayrı keşif sırasında çektirilip dosya arasına konulan fotoğraflara göre de zeminin tamamen taşlık yapıda olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar aynı keşifte dinlenilen tespit ve yerel bilirkişi ile tanıklar, davacı ve murisinin akılları yettiğinden beri bitişikteki davacıya ait 48 parsel sayılı taşınmazla birlikte dava konusu taşınmazı kullandıklarını beyan etmiş iseler de; az yukarıda açıklanan ve maddi bulgular ile bilimsel gerekçelere dayalı ziraatçı bilirkişinin Dairemizce de yeterli görülen açıklamalı raporu ve keşif sırasında çektirilen fotoğraflar karşısında ekonomik amaca uygun kazanmaya elverişli zilyetliğin varlığından söz edilemeyeceğinden, zirai bilirkişi ve fotoğraflarla doğrulanmayan beyanlara üstünlük tanınamaz. Sonuç itibariyle, taşınmaz bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hakim vasfının tarıma elverişli olmayan taşlık niteliğindeki arazi olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken soyut nitelikli ve takdiri delil olan yerel ve tespit bilirkişi ile tanık ifadelerine değer verilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.