Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11964 E. 2020/15627 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11964
KARAR NO : 2020/15627
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, temyiz isteminin reddi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık …’ın “temyiz isteminin reddi”ne ilişkin karara yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip, 20.04.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ olunan karara karşı, CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 25.08.2016 tarihli ve havale tarihli dilekçe ile temyiz etmesi talebinde bulunduğu anlaşılmakla, temyiz talebinin kanuni süresinden sonra olduğundan bahisle reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile red’de ilişkin 26/08/2016 tarihli, 2015/94 Esas ve 2016/201 Karar sayılı ek kararın istem gibi ONANMASINA,
2) Sanıklar … ve … haklarında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca tanzim olunan 02.05.2014 tarihli rapora göre, sanıkların eylemleri neticesinde mağdurun kafa bölgesinde meydana gelen yaralanmaların, verteks ve sağ parietal bölge üst kısımda bulunduğunun belirtilmesi karşısında, yüz bölgesi dahilinde olmadıkları anlaşıldığından tebliğnamenin bu yöndeki görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanıkların eylemleri neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca tanzim olunan 07.07.2015 tarihli raporda, “sol el 1. parmakta tendon kesisi, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, duyularından ya da organlarında birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da kaybına neden olmaz.” şeklinde görüş belirtilmiş ise de adli tıp kriterleri ve Dairemizin yerleşik ve süreklilik gösteren uygulamalarında kabul edildiği üzere “duyu ya da organ işlevinin sürekli zayıflaması ya da kaybı”na ilişkin raporun, olay tarihinin üzerinden en az 18 ay geçtikten sonra alınması gerektiği gözetilerek, mağdurun, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile tüm adli muayene raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve
87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayan nihai rapor temini ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumarının tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurmaya elverişsiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Oluş, iddia, dosya kapsamı ve mağdur hakkında tanzim olunan adli muayene raporlarına göre sanıkların eylemleri neticesinde mağdurun vücudunda “kesi”ler meydana gelmesi ve mağdurun, sanıklar tarafından sopalarla darp edildiğini ısrarla beyan etmesi karşısında, sanıkların eylemlerini, TCK’nin 6/1-f maddesi kapsamında “silah”tan sayılan cisimlerle gerçekleştirdiklerinin kabulü ile sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, TCK’nin 86/3-e maddesi uyarınca (½) oranlarında artırımlar uygulanması gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, “yaralama olayında kullanılan ve TCK’nin 86/3-e maddesi kapsamında kalacak nitelikte sopa veya başka bir suç aletinin ele geçmemesi, eylemlerinde sopa kullanıldığına dair tanığın olmaması ve doktor raporunda belirtilen bulgulardan da sanığın sopa kullanıp kullanmadığının tam olarak tespit edilememesi” şeklindeki yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmaması suretiyle sanıklar hakkında eksik ceza tayinleri,
c) Sanık … ile temyiz dışı sanık …’ın hazırlık aşamasında tespit olunan beyanlarında mağdurun kendilerine yönelik “cezaevinden yeni çıktık, yedi şövalyeyiz hesabı alacak varsa gelsin alsın, hepinizi kurşunlayacağız, Tavas’ta sizi barındırmayacağız.” diyerek hesabı ödemediğini beyan etmeleri karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak, sanıklar hakkında TCK’nin 29. maddesi gereği haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Ali ve Kaan’ın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 05/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.