Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/2793 E. 2012/27212 K. 28.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2793
KARAR NO : 2012/27212
KARAR TARİHİ : 28.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Asıl davada; Davacı …, kendisine ait küçük evi yıktırarak komşu parsel ile yaptırılacak tevhit ve tescil sonucunda 204.00.m2 alana ev yaptırmak için gerekli plan, proje çizimi, ilgili kurumlardaki işlemleri ve inşaatın yapı denetim işlerini üstlenmesi için 2003 yılı içinde davalı … ile sözlü olarak anlaştığını ve 7.000.00.TL ödediğini, davalı …’ ın tüm işleri 6 – 8 ayda bitireceğini söylemesine ve bunun için eski evini yıktırmasına rağmen yasal olarak alması gereken izinleri almamasına karşın aldığını da belirterek gecikmeli ve kaçak olarak inşaata başlanmış olması nedeniyle dava dışı belediye tarafından mühürlenerek yıktırıldığını daha sonradan gerekli yasal başvuruları yaparak ruhsatlı olarak inşaat yapımına başlayabildiğini ileri sürerek şimdilik ödediği 7.000.00.TL, inşaata geç başlaması nedeniyle fazladan olarak ödenen 3.400.00.TL kira bedeli, yapılan görüşmeler için ödenen 4.000.00.TL telefon ücreti, inşaatın gecikmesinden dolayı inşaat maliyetlerinde artış nedeniyle 10.000.00.TL olmak üzere toplam 24.400.00.TL maddi tazminat ile bu süreçte maruz kalınan elem ve ızdırap için 10.000.00.TL manevi tazminatın davalı …’ dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Birleşen Davada; Davacı …, davalı … ve …’ ın yaptığı haksız şikayetler sonucunda 16 Mart 2007′ de İznik’ te yayınlanan davalı İznik’ in sesi Yorum gazetesinde davalı … imzası ile özel haber olarak “Vurgun Üstüne Vurgun” başlıklı haber içeriğinde hakkında yalan haber yapılarak kişilik haklarına saldırıldığını ve ticari itibarının zarar
Gördüğünü ileri sürerek 10.000.00.TL manevi tazminatın davalılar …, …, … ve İznik …’ nden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada; davalılar … ve …, davanın reddini dilemişlerdir.
Diğer davalılar … ve İznik …, duruşmalara katılmadıkları gibi herhangi bir savunmada da bulunmamışlardır.
Mahkemece, 2008/133 Esas sayılı asıl davada, davacı … tarafından davalı … aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, Birleşen 2008/252 Esas sayılı davada; Karşı davacı …’ nin davalı …, … ve … aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 5.000.00.TL manevi tazminatın davalılar …, … ve …’ dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’ ye verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı – birleşen dava davalısı …, birleşen dava davacısı … ve birleşen dava davalısı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, karar başlığında 2008/133 Esas sayılı dava dosyası ile ilgili olarak davada taraf olmayan …’ ın, maddi hata yapılarak sehven davalı olarak gösterildiği ve mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 381, 388. ve 389. maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 388. maddesinin son fıkrası ile “Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir. Aynı hüküm 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde yer almıştır
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek birleşen 2008/252 Esas sayılı dava dosyasında birleşen davacı tarafından İznik … de davalı olarak gösterilmesine rağmen birleşen davada davalı gösterilen gazetenin künyesindeki imtiyaz sahibi araştırılarak bu imtiyaz sahibinin davalı olarak davada yer almasının sağlanması da gerekirken gerek gerekçe de gerekse de hüküm kısmında “Birleşen 2008/252 Esas sayılı davada; Karşı davacı …’ nin davalı …, … ve … aleyhine açtığı manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 5.000.00.TL manevi tazminatın davalılar …, … ve …’ dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı …’ ye verilmesine” şeklinde karar verilmesi nedeniyle 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
3-Bozma nedenine göre, davacı – birleşen dava davalısı …, birleşen dava davacısı … ve birleşen dava davalısı …’ ın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacı – birleşen dava davalısı …, birleşen dava davacısı … ve birleşen dava davalısı …’ ın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 28.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.