YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2489
KARAR NO : 2020/3744
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 18. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.11.2016 tarih ve 2015/480 E- 2016/336 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.09.2018 tarih ve 2017/1390 E- 2018/1343 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 15.03.2011 tarihli alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 4.1.maddesi gereğince davacının dava dışı Tasfiye Halindeki İhlas Finans Kurumu A.Ş.’nin 192041 numaralı hesabı ve eklerinde bulunan 26.771 USD tutarındaki alacağı tüm hakları ile birlikte davalıya temlik etiğini, davalı tarafından ilk 5 taksitin ve 200 USD’nin davacıya ödendiğini, ancak bakiye kısmın ödenmediğini, İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün 2014/1719 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itirazının yerinde olmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamını, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, görev ve yetki itirazında bulunduklarını,tasfiye halinde İhlas Finans Kurumu AŞ.nin tasfiye sürecinin devam ettiği bu dönemde davacı katılım hesabı sahibinin tasfiye sonucunu beklemesini, tasfiyenin gerçekleşmesi halinde kar ve zarar durumu ortaya çıkacağı için katılım hesabı sahiplerinin alacaklarının ancak o zaman istenebileceğini, ayrıca günü geçmiş borç bulunmadığını belirterek davanın esastan reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı İhlas Finans kurumu AŞ.’nin tasfiye halinde olduğunu ve tasfiye sürecinin devam ettiğini bu aşamada davacının talepte bulunamayacağını iddia etmiş ve bilirkişi de bu yönde görüş belirtmiş ise de, davacının davalı ile temlik sözleşmesi yaptığı, taraflar arasında yapılan alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesinde tasfiyenin bekleneceğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi davacının İhlas Finans AŞ.’den değil alacağını temlik ettiği şirketten talepte bulunduğu ve bu durumda tasfiyenin beklenmesinin gerekmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün 2014/1719 esas sayılı dosyasında asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline, takibinin bu miktar üzerinden devamına,davalı ihtarname çekilerek temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin reddi ile anlaşmazlık yargılamayı gerektiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi’nin 18.09.2018 tarihli ve 2017/1390 esas ve 2018/1343 karar sayılı ilamıyla; dava konusu temlik sözleşmesine konu olan taksit alacağının takip tarihi itibariyle, takip konusu asıl alacak miktarı olan 23.000 USD olduğunun anlaşıldığı, işlemiş faiz miktarının ise vade tarihinden takip tarihi olan 23.01.2014 tarihine kadar Merkez Bankası’nın devlet bankalarınca yabancı para cinsinden 1 yıl vadeli mevduata uyguladığı faiz oranları üzerinden yapılan hesaplamada 1.776,95 USD olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf konusu kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün 2014/1719 Esas sayılı dosyasında asıl alacak yönünden itirazın iptaline, takibin asıl alacak ile birlikte 1.776,95 USD işlemiş faiz açısından devamına, işlemiş faiz açısından fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıda bendin kapsamı dışındaki temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin icra inkar tazminatı yönünden temyiz isteminin kısmen kabulü ile icra inkar tazminatına hükmolunan USD cinsinden döviz karşılığının TL olarak belirlenerek TL üzerinden karar verilmesi gerekir. Mahkemece döviz üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi doğru görülmeyip bu husus bozmayı gerektirir ise de yeniden yargılamayı gerektirmediğinden asıl alacak miktarının icra takip tarihindeki Merkez Bankasınca belirlenen döviz efekti satış miktarı dikkate alınarak (takip tarihi itibariyle 1USD 2,2741 TL) yazılarak hükmolunan asıl alacağa ilişkin döviz karşılığı (52.340,30 TL) olduğu anlaşılmakla 52.340,30 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatı hükmedilmesi cümlesinin eklenmek suretiyle, 6100 sayılı H.M.K’nın 370/2 maddesi uyarınca hükmün bu şekilde düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan davalı vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi’nin B/2. bendindeki “Asıl alacağın” kelimelerinin çıkartılarak yerine hüküm kısmının B/2. bendine “Hükmolunan döviz cinsinden asıl alacağın TL karşılığı olan 52.340,30 TL asıl alacağın” yazılmasına, 6100 sayılı H.M.K’nın 370/2. maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.