YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9645
KARAR NO : 2020/5972
KARAR TARİHİ : 01.12.2020
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 8 parsel sayılı 9.768.98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edildikten sonra, kadastro komisyonunca itirazı kabul edilen davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı …’ın vasisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz üzerinde, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, geri çevirme kararımız üzerine düzenlenen tutanak içeriğinden, dava konusu 102 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili açılmış olan Doğubayazıt Kadastro Mahkemesinin 2013/20 Esas sayılı dava dosyasının bulunduğu ve dosyanın halen derdest olduğu geri çevirme kararımıza istinaden gönderilen 2013/23 Esas sayılı dava dosyasının duruşma tutanaklarından ve dosya kapsamına yansıyan beyanlardan dava konusu taşınmazın bulunduğu adadaki diğer parsellere ilişkin olarak köy muhtarının, bu adadaki bütün parsellerin mera olduğu yönünde iddiada bulunarak diğer davalara müdahil olduğu anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, kadastro hakimi, taşınmaz malların sınırlarını arazi ve harita üzerinde belirterek hukuki durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü tapu sicilini oluşturmak ve doğru, uygulanabilir, açık ve infazda tereddüt doğurmayacak nitelikte hüküm kurmakla yükümlüdür. Aynı taşınmaz hakkında birbirinden farklı hükümler kurulması halinde infazda şüphe ve tereddüt oluşacağı, amaçlanan tapu sicilinin tesis edilemeyeceği açıktır. Bu nedenle, Kadastro Mahkemelerinde, aynı kadastro parseli hakkında açılan davaların birlikte görülmesinde zorunluluk vardır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu taşınmaza ilişkin davaların HMK’nın 166 ve devamı maddeleri gereğince birleştirilmesine karar vermek gerekirken, ayrı ayrı yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalıya iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.