Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/564 E. 2020/4952 K. 11.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/564
KARAR NO : 2020/4952
KARAR TARİHİ : 11.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/07/2018 tarih ve 2017/346 E. – 2018/292 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 06/12/2019 tarih ve 2018/1769 E. – 2019/1249 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2016/75729 numaralı “SU-TAŞ” ibareli markanın 19. ve 37. sınıflarda tescili için diğer davalı kuruma başvurduğunu, başvuruya davalı şirketin 2012/94744, 2003/05595, 99/006105, 114682, 2013/42936 sayılı “sütaş”, “sütaş doğal lezzet”, “sütaş şekil”, “sütaş s”, “sütaş” ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazının YİDK tarafından kısmen kabul edilerek başvurunun kısmen reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin madencilik alanında, davalının ise süt ve süt ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini, davacının aynı ibareli 2002/27061 tescil numaralı ve 2016/75723 başvuru numaralı markalarının olduğunu, bu anlamda üstün ve öncelikli hakkının bulunduğunu, davalının kötüniyetli olarak tescil yaptığını, taraf markalarının benzer olmadığını ileri sürerek davalı TPMK YİDK 2017-M-5136 sayılı kararının iptaline ve marka başvurusunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, “Sütaş” ibaresinin tanınmış marka olduğunu ve müvekkilinin “Sütaş” ibareli seri markalarının bulunduğunu, taraf markalarında sadece bir harfin farklı olduğunu, başvuru markasının tescili halinde müvekkilinin tanınmış seri markalarına iltibas oluşturacağını, davacının tescil talebinin kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin olmadığı, davacının önceki tarihli markasından kaynaklı müktesep hakkının da bulunmadığı, davacının markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 bendi anlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TPMK YİDK’nın 2017-M-5136 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; taraf markalarının 37. sınıfta aynı hizmetleri kapsadığı, 37. sınıf hizmetler yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının 19. ve 37. sınıfları kapsayan marka tescil başvurusuna davalının yaptığı itirazın 37. sınıftaki mal ve hizmetler (inşaat hizmetleri, inşaat ve madencilik araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri) yönünden kısmen kabulüne dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davacının 2016/75729 sayılı “SU-TAŞ” ibareli başvuru markası ile davalının itirazına mesnet “SÜTAŞ” esas unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK. 8/1-b maddesi anlamında görsel, sescil ve anlamsal olarak bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalıların istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince taraf markalarının 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında benzer bulunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi hükmüne göre, markalar arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken markaların görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. Davalının itiraza mesnet markalarının “SÜTAŞ” esas unsurlu olduğu, davacının başvuru markasının “SU-TAŞ” ibarelerinden oluştuğu, SU ve TAŞ kelimeleri arasına (-) işareti konularak her iki ibarenin birbirinden ayrı olarak yazıldığı ve ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma süresi içinde, başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalıya ait markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bu özelliği ile daha ziyade “süt” kavramını akla getiren “SÜTAŞ” markasından yeterince farklılaştığı, başvuru konusu işaret ile davalı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davacı başvuru markasının davalı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, bu itibarla mahkemece taraf markalarındaki işaretlerin 556 sayılı KHK’nın 8/1-b anlamında benzer olmadığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.