YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10090
KARAR NO : 2020/14175
KARAR TARİHİ : 20.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Katılanın yaralanması hakkında Hatay Adlî Tıp Şube Müdürlüğü’nün 09/06/2015 tarihli raporunda ”… sol kaşında 5 cm uzunlukta 0,5 cm derinlikte kesi olduğu, sütüre edildiği bildirildiği, Tarafımızca yapılan muayenesinde: sol kaş üzerinde yarım ay şeklinde etraf dokudan koyu renkli ve alçak seviyeli sütür izi skar olduğu, bu yaranın gün ışığında veya iyi aydınlatılmış bir ortamda koşma mesafesinden ilk bakışta belirgin bir şekilde ayırt edilebildiği, yüzde sabit iz niteliğinde OLDUĞU görüldü…. Yumuşak doku lezyonuna yol açtığı bildirilen yaralanmasının; Sonuç: 1-Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLDUĞU 2-Yüzde sabit iz niteliğinde OLDUĞU kanaatini bildirir rapordur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, yaralanmanın yüzde sabit iz oluşturup oluşturmadığı hususunda olay tarihinden en erken altı ay sonra, katılanın tüm film, grafi ve tedavi evrakları, kesin ve geçici raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğünden veya Üniversite Hastanesi Plastik Cerrah ya da Adli Tıp Uzmanı ünvanlı yetkili doktordan rapor aldırılması gerektiği, bununla birlikte yüzde sabit izin basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte bir yaralanma olduğu gözetilmeden, bu haliyle rapor içeriğinin Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; katılana ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilip Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’na sevk edilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre katılanın yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 20.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.