YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1043
KARAR NO : 2012/8572
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair …Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 27.09.2011 gün ve 16/249 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde, kadastro sırasında 131 ada 19 parsel sayılı taşınmazın vekiledeni adına, 131 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit ve tescil edildiğini ancak, müvekkilinin taşınmazının bir bölümünün davalının parseli içerisinde kaldığını açıklayarak, keşif sırasında belirlenecek bu yerin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Davacı vekili 29.06.2010 tarihli 11. yargılama oturumunda, müvekkilinin gerçekte taşınmazı kadastro öncesi satınaldığını, kadastro sırasında yurt dışında olması nedeniyle tespitin dava dışı … adına yapıldığını, 2004 yılında Mehmet tarafından taşınmazın tapuda müvekkiline devredildiğini açıklamıştır.
Davalı vekili, davacının nizasız 131 ada 19 parsel sayılı taşınmazını tapuda satış yoluyla edindiğini ve çap kaydı sınırları içerisinde bu yeri kullandığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 31.05.2011 havaleli krokili raporunda kırmızı ile işaretli 120,17m²’lik bölümün 131 ada 12 parselden ifraz edilerek aynı ada 19 parsele eklenmesi suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik ve satınalma hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescili davasıdır. Kadastro sırasında uyuşmazlık konusu 131 ada 12 parsel 05.03.1998 tarihinde davalı adına, nizasız 131 ada 19 parsel 06.03.1998 tarihinde dava dışı … adına tespit edilmiş, her iki tutanağın itirazsız kesinleşmesiyle 15.01.2002 tarihinde tapu oluşmuştur. Dosya arasında bulunan 131 ada 19 sayılı parselin tapu kaydında parselin davacı tarafından 27.08.2004 tarihinde satın alındığı anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş ise de; davacının 131 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki hakkı TMK.nun 719.maddesi uyarınca satın aldığı çapın ve tapu kaydının miktarıyla geçerlidir. Bayii …’in parseli tapuda satış suretiyle davacıya devretmesine rağmen, kadastroda adına hatalı olarak tescil edilmesi nedeniyle taşınmazı davacıya devrettiğine yönelik beyanı ve davacının bu beyana dayanması hakkın kötüye kullanılması olup TMK.nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırıdır. Uyuşmazlık konusu 131 ada 19 sayılı parselin tespitinin 06.03.1998 tarihinde yapılmış olması ve tutanağın 15.01.2002 tarihinde kesinleşmesi tarihleriyle davanın açıldığı 22.01.2009 tarihleri arasındaki uzun sayılacak bir sürede davacının suskun kalması da TMK.nun 2. maddesindeki ilkeyi doğrulamaktadır. Bu bakımdan mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.