YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18844
KARAR NO : 2020/15276
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalı firma bünyesinde 05/10/2010 tarihi ile 30/05/2014 tarihi arasında kesintisiz şekilde satış temsilcisi sıfatıyla çalıştığını, davalı işveren, iş yasasından doğan davacının haklarını tümüyle ve hakkettiği şekilde vermediğini, yapılan her türlü uyarı ve isteme rağmen fazla çalışma ücretlerinin davacıya ödenmediğini, haftalık 45 saatlik çalışma sürelerinin kat kat aşıldığını, haftanın 6 günü sabah 08.00 ile 18.30 saatleri arasında çalışmalarda bulunduğunu, davacının, Alanya 5.Noterliğinin 09/05/2014 tarih ve 14381 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile yasal haklarının verilmemesi gerekçesiyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini, maaşı prim ortalamaları ile birlikte yaklaşık olarak 3.000,00-TL ile 3.500,00-TL arasında ücret aldığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, yetki itirazlarının olduğunu, tanık ve adres bildirilmesine itirazlarının olduğunu, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davalı işyerinde fazla çalışma yapılmadığını, çalışma saatleri hizmet akdinde belirlenmiş olup bu saatler dışında ve genel tatil günlerinde genel merkez kapalı ve satış temsilcisinin almış olduğu siparişlerin işleme konulabilmesi mümkün olmadığını, davacının sahada, tek başına kendisine tahsis olunan araç ve zimmetlenen ürün kataloğu, sipariş formu, tahsilat makbuzu, pos cihazı, internetli cep telefonu ve sair ekipman ile evden işe işten eve çalışan bir kişi olduğunu, hiç satış yapmasa da aylık brüt sabit ücreti + aylık brüt yemek ücreti kendisine ödenmekte olduğunu, satış yapması halinde ise önceden belirlenen kotaları doldurması ile prime hak kazanmakta olduğunu, davacının almış olduğu sabit ücret+ yemek ücreti+ primler detaylı olarak bordroya tahakkuk ettirilmekte ve banka havalesi yolu ile davacının hesabına ödenmekte olduğunu, davacının 05/10/2010 tarihinde işyerinde çalışmaya başladığını ve 09/05/2014 tarihli ihtarnamesi ile fesih ettiğini, davacı en son aylık brüt 650-TL motivasyon primi, aylık brüt 265-TL yemek ücreti ve her ay değişen oranlarda satış primi ile çalışmış olup , ayrıca davacıya tahsis olunan araç sosyal yardımından faydalandığını, iş akdini fesih etmekte haklı nedeni bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında, davacı işçinin fazla mesai yapıp yapmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıyla ödenir (İş K. m.41/2). İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, bu halde sadece kalan yüzde elli zamlı kısmı ödenir.
Kanunda öngörülen yüzde elli fazlasıyla ödeme kuralı, nispi emredici bir nitelik taşır. Tarafların bunun altında bir oran belirlemeleri mümkün değilse de, sözleşmelerle daha yüksek bir oran tespiti olanaklıdır.
Belirtmek gerekir ki, fazla çalışma ile prim uygulaması arasında çalışma süreleri ile doğru orantılı olması sebebiyle bir bağ olsa da, esasen fazla çalışma ile prim ödemesi birbirinden bağımsızdır. Haftalık 45 saati aşmayan dönem içindeki çalışmalar için de prim elde edilebilmesi mümkün olup, sözü edilen primlerin fazla çalışma ücretinden mahsubu doğru olmaz. Kaldı ki prim, ücretin eki hatta bazen kendisi olabildiği halde, fazla çalışma ücreti genel anlamda ücretten farklıdır. Bu iki ödemenin farklı nitelikte olduğu göz önüne alınmadan, işçiye ödenen prim miktarının fazla çalışma ücreti ile karşılaştırılması suretiyle sonuca gidilmesi yerinde değildir. Diğer taraftan işçiye yapılan prim ödemesinin niteliği, fazla çalışma ücretinin hesabında önem taşımaktadır.
İşçiye, garanti ücrete ilaveten, bahşiş, parça başına, satışa, sefer başına ya da kilometreye bağlı olarak prim ödemesi usulünün öngörüldüğü çalışma biçimlerinde, fazla çalışma ücretinin hesaplamasında, temel ücretin, garanti ücret kısmı ile prim kısmı birbirinden ayrılarak; prim üzerinden hesaplanacak fazla çalışma ücretinde sadece zam nispeti üzerinden (0,5 çarpanıyla) ; garanti ücret üzerinden hesaplanacak fazla çalışma ücreti kısmında ise (1,5 çarpanıyla) hesaplama yapılarak sonuca gidilmelidir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacının fazla mesai ücreti talebinin, davacıya ödenen primlerin, fazla mesai ücretini karşıladığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan ilke kararı gereğince davacının fazla mesai ücreti hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.