Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2573 E. 2020/5009 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2573
KARAR NO : 2020/5009
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.01.2018 tarih ve 2017/280 E. – 2018/26 K. sayılı kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.11.2018 tarih ve 2018/574 E. – 2018/1892 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, taraflar arası ticari alım satıma konu iplik bedelinin teminatı olarak, davacı …’in dairesinin tapu kaydına davalı lehine ipotek tesis edildiğini, taraflar arasında düzenlenen protokol gereği iplik satış bedeli için düzenlenen 12 adet senet iade edildiği halde ipoteğin fekkedilmediği gibi davalı … tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını ileri sürerek, borçlu olmadığınının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, yetki ve görev itirazında bulunarak yetkili ve görevli mahkemenin Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu savunarak davanın usulden reddini talep etmiştir.
Mahkemece dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 150. maddesine göre icra takibinden sonra ipoteğin iptali (fekki) davası açılması halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72. maddesi hükümleri kıyasen uygulandığı, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davaları için İcra İflas Kanunu’nda iki özel yetki öngörüldüğü, buna göre, menfi tespit davası davalının yerleşim yeri mahkemesinde, davalılar birden fazla ise birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde açılabileceği, aksi halde süresinde davalı tarafından yetki ilk itirazında bulunulursa yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği, icra takibinin Bursa’da yapılmış olması, davalıların yerleşim yerinin de Bursa olması gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin yetkisizlik kararı kesinleşmediği ve davanın yetkili mahkemede devam edip etmeyeceği henüz belli olmadığından bu aşamada davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesi mümkün olmayıp, davalılar vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
H.M.K.’nın 353/1-a-3 maddesi gereğince, “Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması…” hallerinde Bölge Adliye Mahkemesi esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresi içinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir.
HMK’nın “Temyiz edilemeyen kararlar” başlıklı 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan düzenlemeye göre de, bölge adliye mahkemesince “Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar” hakkında temyiz kanun yoluna başvurulamaz.
Belirtilen kanuni düzenlemeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, bölge adliye mahkemesinin, yargı çevresinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkiye ilişkin vermiş olduğu kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını kesin olarak karara bağlayacağı anlaşılmaktadır. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin yetkisizliğe dair kararı hakkında Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği karar kesin olup temyizi kabil olmadığından davalılar vekilinin temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, dosyanın ilk derece mahkemesi olan Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi