Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/7293 E. 2020/6025 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7293
KARAR NO : 2020/6025
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21/04/2017 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 04/08/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında 07/07/2012 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan soruşturma sonucunda, 27/10/2012 tarihli, 2012/19611 soruşturma, 2012/10671 esas ve 2012/5208 sayılı iddianame ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Büyükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi’ne kamu davası açıldığı,
2- Büyükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26/04/2013 tarihli ve 2012/1747 esas, 2013/689 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 28/05/2013 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği ve infaza gönderildiği,
3- Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nün 23/10/2013 tarihli ve 2013/11574 DS sayılı çağrı yazısının 18/11/2013 tarihinde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması üzerine dosyanın kapatılarak Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği,
4- Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/12/2014 tarihli ve 2014/1218 esas, 2014/ 723 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 30/01/2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
5- Sanığın denetim süresi içerisinde 07/03/2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29/09/2016 tarihli ve 2016/350 esas, 2016/544 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ne bildirimde bulunulmasına karar verildiği, kararın 31/10/2016 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmesini takiben Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’ne ihbarda bulunulduğu,
6- İhbar üzerine, kanun yararına bozma istemine konu Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21/04/2017 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı karar ile; ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin devamı için Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına, karar verildiği, kararın 28/06/2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği ve infazı için Sivas Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne gönderildiği,
7- Sivas Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce infaz işleminin yapıldığı, 25/08/2018 tarihinde denetimli serbestlik tedbirinin infazının tamamlandığının bildirilmesi üzerine tedbirin gereklerine uygun davrandığı gerekçesiyle Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/09/2018 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı ek karar ile kamu davasının düşmesine karar verildiği, ek kararın 15/10/2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleşmesini takiben Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na kanuna aykırılık ihbarında bulunulduğu,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık … hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Büyükçekmece (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26/04/2013 tarihli ve 2012/1747 esas, 2013/689 sayılı kararının kesinleşmesini takiben, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığından bahisle dosyanın yeniden ele alınarak yapılan yargılama neticesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/12/2014 tarihli ve 2014/1218 esas, 2014/723 sayılı kararının itiraz edilmeden 30/01/2015 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 07/03/2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının durmasına dair Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21/04/2017 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında mahkemece daha önce açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında kovuşturmanın durdurulmasına karar verilen davanın, denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davrandığından düşürülmesine dair Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkeme’nin 20/09/2018 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı ek kararın hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde yer alan, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında mahkemece daha önce açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ilk hükümden farklı olarak, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden bahisle kamu davasının durmasına, karar verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi gereğince Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21/04/2017 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Büyükçekmece (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26/04/2013 tarihli ve 2012/1747 esas, 2013/689 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının kesinleşmesini takiben, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığı gerekçesiyle dosyanın yeniden ele alınarak yargılama yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda, Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2014 tarihli ve 2014/1218 esas, 2014/723 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeden 30/01/2015 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 07/03/2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2017 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı kararı ile kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında mahkemece daha önce açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davrandığından davanın düşürülmesine ilişkin Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemenin 20/09/2018 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı ek kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
İnceleme konusu olayda suç tarihi 07/07/2012 olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/05/2019 tarihli ve 2018/172 esas, 2019/373 karar sayılı ilamında, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile TCK’nın 191. maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden önce işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı amacıyla gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğine rağmen başvuruda bulunmayan sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce bu hususta ikinci bir tebligat yapılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiş olduğundan,
5560 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilen sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat ederek denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, bu davetiyenin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen sanığın çağrıya uymadığı ve bu şekilde yükümlülüklerini ihlal edip denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı, bu nedenle suç tarihi itibariyle uygulanması gereken 5560 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilme koşulları oluştuğu,
Ayrıca, sanık hakkında doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının sanık lehine olduğu, bu nedenle, 6545 sayılı Kanun ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrasında yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur.” şeklindeki hüküm gereğince, yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesi gerektiği,anlaşıldığından; sanığın denetim süresi içerisinde 07/03/2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21/04/2017 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı kararı ile ısrar koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı verilmesi, kanuna aykırıdır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. maddesinde yer alan, “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında mahkemece daha önce açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-) Karar:
Açıklanan nedenlere göre; denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında mahkemece daha önce açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle kamu davasının durmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21/04/2017 tarihli ve 2016/1270 esas, 2017/290 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
21/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.