Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/10705 E. 2020/14132 K. 20.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10705
KARAR NO : 2020/14132
KARAR TARİHİ : 20.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM: Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Mağdur hakkında Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 19.04.2016 tarihli raporda “dirsek eklemi içine uzanan kırık olması nedeniyle duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığının saptanabilmesi için olay tarihinden en erken 1 yıl sonra Şube Müdürlüğümüze tespit muayenesine gönderilmesinin” uygun olduğunun belirtilmesine rağmen, mağdurun yaralanmasının duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hususunda rapor aldırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2)Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması karşısında, mağdur hakkında düzenlenen adli raporda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (2/6) oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
3) Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nin 86/1 ve 86/3-a,e maddeleri uygulanarak verilen “1yıl 9 ay” hapis cezasının TCK’nin 87/3. maddesi gereğince (2/6) oranında artırılması ile “1 yıl 16 ay” hapis cezasına hükmolunması gerekirken yazılı şekilde “2 yıl 4 ay” hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
4)Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat oluşması nedeniyle TCK’nin 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine karar verilen sanığın adli sicil kaydı
incelendiğinde sabıkasız olduğu, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile yapılan değişiklikten önce, daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların yargılama konusu suçla ilgili kurulacak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği, 07.06.2016 tarihli celsede sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul ve talep ettiği, mağdurun şikayetçi olmadığı ve zarar talebinde bulunmadığı hususları gözetilmeksizin, “sanık hakkında CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına koşulları oluşmadığından yer olmadığına” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle CMK’nin 231/5. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle CMK’nin 231. maddesine uygun şekilde objektif ve sübjektif koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 20.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.