YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11256
KARAR NO : 2020/16202
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın temyiz talebinin, kendisi hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğunun tespiti ile yapılan incelemede,
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Güncel adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas başkaca mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında tekerrüre esas alınan, Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesine ait, 14.01.2013 tarihli, 2012/678 Esas ve 2013/26 Karar sayılı ilamın, “4733 sayılı Kanun’a Muhalefet” suçundan aynı Kanun’un 8/4. maddesi gereği hükmolunan “1 yıl 8 ay hapis cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla, suç tarihi olan 24/07/2012’den sonra, 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile 4733 sayılı Kanun’un 8/4 maddesinin yürürlükten kaldırılmasıyla atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Kanun’un 3/18. maddesi kapsamına alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle, hükümden sonra 15/04/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. maddenin 1. fıkrasında yer alan “Haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası infaz aşamasında olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde Kanun’un 5’inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan düzenlemeden faydalanabilir.” düzenlemesi gereği, öncelikle uyarlama yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorulmak suretiyle tespit edilerek, sonucuna göre, sanık hakkında TCK’nin 58. maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi zorunluluğu,
Kabule ve uygulamaya göre de;
2) Sanığın eylemi neticesinde katılan …’ta meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Adli Tıp uzmanı tarafından, evrak üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim olunan 31.10.2014 tarihli raporda, “Saçlı deri frontal sağ tarafta, hafif dışa açıklığı olan yay şeklinde 7 cm.’lik süture scalp kesisi, burun ucu hafif sol tarafta 0,3 mm.’lik doku kayıplı yara, basit tıbbi müdahali ile giderilemez.” şeklinde açıklamalara yer verildiği, ancak katılanda mevcut yaralanmaların yüz bölgesi dahilinde olduğu nazara alınarak, yüzde sabit iz ya da yüzün sürekli değişikliği hususlarında herhangi bir kanaat belirtilmediği, bu nedenle hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmakla katılan …’ın, tüm tedavi evrakları, varsa film ve grafileri ile tüm adli muayene raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, yapılacak fiziki muayenesini müteakip, yüz bölgesindeki yaralanmaların yüzde sabit iz’e ya da yüzün sürekli değişikliğine neden olup olmadıkları da açıkça belirtilmek suretiyle, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde yer verilen tüm kriterleri kapsayan nihai rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 12/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.