Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11071 E. 2020/15463 K. 04.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11071
KARAR NO : 2020/15463
KARAR TARİHİ : 04.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, suça sürüklenen çocuk müdafiinin itirazı üzerine itiraz merciince incelenerek kesinleşmiş olduğu ve katılan vekilinin temyiz isteminin sadece sanık … hakkında katılana yönelik kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmakla, bu kapsamda yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık …’ın 01.01.1977 doğumlu olup, üzerine atılı suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesi gereğince “8 yıllık” asli zaman aşımına tabi bulunduğu ve zaman aşımını kesen son işlem olan sanığın savunmasının alındığı 10.03.2016 tarihi ile temyiz inceleme tarihi arasında 8 yıllık asli zaman aşımı süresi gerçekleşmediğinden, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
1) Sanığın aşamalarda olay yerinde bulunmadığını savunması, katılanın hem işbu dosyada yargılama aşamasında, hem de İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/20 Esas, 2013/176 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında görüntü kayıtlarında sanığı teşhis etmesi, İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/20 Esas, 2013/176 Karar sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen Erdoğan Yaprak’ın temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …’in babası olduğunu bildiği bir şahsın da olay yerinde olduğunu belirtmesi ve 29.03.2013 tarihli görüntü çözümlerini içeren bilirkişi raporunun 9. ve 13. sayfalarında yer alan saat 21:07:47’e ait fotoğraflarda birbirine benzeyen iki şahsın bulunması karşısında; sanığın olay yerinde bulunup bulunmadığı ve katılanı yaralayan
kişilerden olup olmadığı hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti amacıyla sanık ile tanık Erdoğan Yaprak’a mahkeme huzurunda yüzleştirme yapılması, bu mümkün olmadığı takdirde fotoğraflı teşhis işlemi yaptırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.