YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5319
KARAR NO : 2020/4946
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.03.2019 tarih ve 2017/526 E. – 2019/248 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.10.2019 tarih ve 2019/747 E. – 2019/1292 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesini duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 10.11.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkillerinden …’ın 26 pay, …’ın 26 pay ve …’ın 8 pay ile davalı şirketin ortağı olup, toplam hisselerinin şirket sermayesinin onda birinin üzerinde bulunduğunu, davalı şirketin 28.03.2017 günü “2015 yılı Olağan Genel Kurul Toplantası”na davet edildiğini, yapılan toplantıda pay çoğunluğunu elinde bulunduran …’ın oyu ile sermaye artırımında bulunulduğunu, bu karar gereğince şirket sermayesinin 200.000,00 TL’den 2.060.000,00 TL’ye çıkarıldığını, sermaye arttırım kararının müvekkillerini zarara uğratma amacıyla yapıldığını, Genel Kurulun TTK 420. maddesine aykırı yapıldığını, …’ın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, sermaye artırım kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacılarının iddialarının yersiz olduğunu, bu iddiaları kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta olduğunu, davacı taraflarca dile getirilen muhalefetin genel kurul kararı alındıktan sonra dile getirilmediğini, peşinen karara muhalefetin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacıların iptalini istediği 2015 yılı genel kurulda alınan sermaye artışına ilişkin maddenin butlanı talebinin TTK 447. maddesindeki şartların oluşmaması, yine kararın yasa hükümlerine uygun olarak alınması, sermaye arttırımının şirketin mali durumu sebebiyle ihtiyaçlarına uygun ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı, davacıların rüçhan haklarının da kısıtlanmadığı ve TTK 420. maddesi gereği genel kurulun ertelenmesi talebinin de bulunmadığı, davacıların açmış oldukları şirket hisselerinin satışının muvazaalı olduğuna iddiasına dayalı davanın derdest olmasına rağmen , hisse devrine ilişkin sözleşmenin iptalinin geriye yönelik sonuç doğurmayacağı, ancak kararın kesinleşmesinden itibaren ileriye dönük olarak hüküm doğuracağı, bu nedenle bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı anlaşılmakla, alınan kararda butlan şartları ve iptal şartları bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçelerle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket genel kurulunda alınan semaye arttırım kararının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, davacı yanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiği ‘hisse satışının muvazaalı olduğunun tespiti ve işlemin hükümsüzlüğü istemli’ İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/272 esas sayılı dosyası derdest olmakla birlikte, davanın kabulü halinde geçersizliğin ileriye doğru uygulanması gerektiği, sözleşme iptalinin geriye doğru sonuç doğurmayacağı, bu nedenle söz konusu dosyanın sonucunun beklenmesine gerek olmadığı ifade edilmiş, davacılar vekilinin istinaf başvurusu da aynı gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir.
6100 sayılı HMK 165. maddesi uyarınca, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına kadar yargılama bekletilebilir. Nitekim davacılar tarafından bekletici mesele yapılması istenen dava da, davalı şirketin ortaklık yapısını etkileyeceği gibi toplantı ve karar nisaplarını da etkileyecek mahiyettedir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; hisse devir sözleşmesinin geçersizliğine karar verilmesi durumda geçersizlik işlem tarihine kadar geriye yürüyecek olup, bu durumda davalı şirketin ortaklık yapısı ve hisse oranları da geçersizlik kararından etkilenecektir. Iş bu dava genel kurulda alınan kararların iptali istemine ilişkin olduğundan, genel kurula katılan ve oy kullanan ortakların hiss oranı da alınan kararların geçerliliği hususunda önem arz etmektedir. Zira hisse devir sözleşmesi geçersiz kılınırsa, hisselerini devreden davadışı kişiler yeniden şirket ortağı sıfatını kazanacak ve şirketteki hisse dağılımı değişecektir. O halde, öncelikle İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/272 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması, sonrasında şirket ana sözleşmesinde toplantı ve karar nisapları hakkında TTK’nda öngörülen düzenlemeden farklı bir hüküm bulunup bulunmadığının tespiti ile dava konusu genel kurulda toplantı ve karar nisabının sağlanıp sağlanmadığı hususu değerlendirilerek bir sonuca varılması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi ve davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdandan alınarak davacılara verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 11.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.