YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9013
KARAR NO : 2020/14268
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, “Basit Kasten Yaralama” ve “6136 sayılı Kanun’a Muhalefet” suçlarına ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesine göre “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına”, 6136 sayılı Kanun’un 15/1. maddesine göre “altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmibeş günden az olmamak üzere adlî para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde
“Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Sanık hakkında mağdurlara yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerde; sanığın savunmasında, trafikte yaşanan tartışma sonrası, babası olan …’ın mağdurlar tarafından darp edildiğini görmesi üzerine olay yerine gittiğini ve üzerinde taşıdığı sustalı çakıyı mağdurlara salladığını belirtmesi ve sanığın babası Fırat’ın adli rapor içeriğinde belirtildiği şekilde yaralanması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin sanık lehine uygulanıp uygulanmayacağı hususunun karar yerinde tartışılmaması,
3) 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesine, 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün sanık aleyhine olduğu ve ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, sanığın suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydında yer alan ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce 24.09.2013 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmemesi, mahkemece sanığın suç işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılması ve sanığın 29.02.2016 tarihli celsede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi karşısında; CMK’nin 231/6. maddesinde öngörülen diğer şartlar açısından da bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan hükümde; 6136 sayılı Kanun’un 15/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası yanında tayin edilen 25 gün adli para cezasından, TCK’nin 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim uygulanması sırasında hesap hatası yapılarak “20 gün” adli para cezası yerine “21 gün” adli para cezasına hükmedilip, sonuç cezanın “5 ay hapis ve 400 TL adli para cezası” yerine “5 ay hapis ve 420 TL adli para cezası” olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Kabul ve uygulamaya göre de;
5) 5237 sayılı TCK’ya göre sadece hapis cezalarının ertelenebileceği, adli para cezalarının ertelenmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan hükmedilen hapis cezası yanında adli para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi suretiyle TCK’nin 51. maddesine muhalefet edilmesi,
6) Kısa süreli hapis cezaları ertelenen sanık hakkında TCK’nin 53/4. maddesi uyarınca TCK’nin 53/1. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmolunamayacağının gözetilmemesi,
7) TCK’nin 51/7. maddesi gereğince sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi gerektiği halde, infazı kısıtlayacak şekilde sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ihtar edilmesi,
8) Sanık hakkında mağdurlara yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerde; CMK’nin 231/5 ve devamı maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmediği halde, CMK’nin 231/10-11. maddeleri uyarınca “Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı, aksi takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararı verileceği ” hususunda ihtarda bulunulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 21.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.