YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/33535
KARAR NO : 2020/19045
KARAR TARİHİ : 17.12.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalıya ait Arnavutluk ülkesinde bulunan işyerinde, 2007-2010 yılları arasında ustabaşı / şoför olarak aylık 1.200,00 Euro karşılığında çalıştığını, iş sözleşmesinin iş bitimi sebebiyle son bulduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında davacının aldığı ücret konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 401 inci maddesine göre (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre) tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusunun mahkemece resen araştırılması gerekmekle, mahkemenin belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden gerekli araştırmaya gitmesi gerekir.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde Arnavutluk’ta çalışan davacının hem ustabaşı hem de şoför olarak 1.200 Euro aylık ücret ile çalıştığı iddia edilmiştir. Davadan önce işverene gönderilen işçi ihtarında ise, davacının işyerinde sadece şoför olarak çalıştığından bahsedilmiştir. Gerek yaptığı işi gerekse aldığı ücret miktarını ispatla yükümlü olan davacı işçi, yapmış olduğu işi net olarak bildirmediği gibi yaptığı işi ve aldığı ücret miktarını ispata yönelik olarak yargılama aşamasında tanık dinletmemiş, başkaca itibar edilebilir bir delil de sunmamıştır. Davalı ise, işçinin şoför olarak çalıştığını beyan etmiştir. SGK kayıtlarında işçi, kamyon şoförü olarak gözükmektedir. Şu halde; öncelikle, dosyadaki ispat durumuna göre işçinin davalıya ait işyerinde şoför olarak çalıştığının kabul edilmesi gerektiği kanısına varılmıştır. Öte yandan, işveren tarafından sunulan imzasız ücret bordrolarının 2008 yılı 9,10,11 ve 12. aylara ait olduğu, bordroda saat ücretinin 2.59 Euro yazılı olduğu görülmektedir. Yine işverence sunulan personel cari kartında da saat ücretinin 2.59 Euro yazıldığı ve bu saat ücretine uygun olarak 2008/9-2009/9 arası her ay değişen tutarlarda işçiye ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında; ileri sürdüğü aylık ücret miktarını ispatla yükümlü davacı işçinin bu ispat yükümünü yerine getiremediği bu sebeple işveren kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği gözetilmeden sadece ustabaşı olarak çalışan sendikalı bir işçinin aldığı emsal ücret tutarına itibar edilerek davacının iddia ettiği ücret ile çalıştığının kabul edilmesi hatalıdır.
Açıklanan sebepler ile Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin bordroda yazılı ücrete göre hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepler ile BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.