YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4166
KARAR NO : 2020/5945
KARAR TARİHİ : 20.10.2020
Mahkeme : Ceza Dairesi
Suç : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma
Hükümler : 1- Mahkûmiyet: Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.04.2019 tarih, 2018/ 180 esas ve 2019/144 karar sayılı kararı
2- İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 01.11.2019 tarih, 2019/ 2925 esas ve 2019/ 2547 karar sayılı kararı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenin sıfatı, başvurusunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek, anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
1- Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile dava açılır. Anılan Kanun’un 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK’nın 225. maddesi uyarınca ise; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Diğer taraftan CMK’nın 226. maddesinde ise; “Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, varsa müdafie yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır” hükmü getirilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13/03/2018 tarihli ve 2018/97 Karar sayılı kararı ile de bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi, o olay hakkında dava açıldığını göstermez. İddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerekir.
Somut olayda, sanık … ile diğer sanıklar … ve … hakkında birlikte uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 22.03.2018 tarihli iddianame ile dava açıldığı, ilk derece mahkemesince 16.04.2019 tarihli 2018/ 180 Esas ve 2019/ 144 Karar sayılı karar ile … ve … hakkında değişen suç vasfına göre TCK’nın 191/1. maddesi gereği cezalandırılmalarına ve CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve kararlar itiraz edilmeden kesinleşmiş, sanık … hakkında ise uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş; kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince sanık …’ın evine gelen … ve …’ye kullanmaları için madde verdiğine ilişkin beyanı esas alınarak sanık …’ın zincirleme olarak birden fazla kişiye uyuşturucu madde satma eylemleri sabit olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi hükmü düzeltilerek sanık TCK’nın 188/3. maddesi uyarınca verilen cezanın TCK’nın 43. maddesi gereğince herbiri ayrı ayrı cezalandırılabilir eylemlerin varlığını kabul ederek uygulama yapıldığı ancak iddianamede sanık …’ın diğer sanıklar … ve …’ye uyuşturucu madde sattığına ilişkin eylemlerden bahsedilmediği, …’ın … ve … ile birlikte uyuşturucu madde satma suçundan dava açıldığı sabit olmakla; iddianamede açıklanan eylemin dışında …’ın davaya konu edilmeyen, diğer sanıklar … ve …’ye ayrı ayrı uyuşturucu madde satma eylemi bulunduğundan bahisle iddianamede belirtilen eylemin dışında iki ayrı eylemin varlığını kabul ederek iddianameye konu edilmeyen fiiller nedeniyle TCK’nın 43. maddesi uygulanarak cezanın artırılması ve sanığın kendi eylemlerini söylemesi nedeniyle de TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca cezadan indirim yapılması,
2- İstinaf mahkemesinin hükme ilişkin kararının gerekçesinde ”…aleyhe istinaf bulunmadığı, sanık hakkında 43. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması yasaya aykırı ise de; Yukarıda sayılan hususlar 24.10.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı yasanın 27. maddesi ile ekli CMK’nın 280/1-f maddesi uyarınca; duruşma açılmaksızın giderilebilir bir hata niteliğinde bulunduğundan…” bahisle ilk derece mahkemesi hükmünün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş ise de; mahkemece dava edilmeyen bir fiil hakkında kendiliğinden yargılama yapılıp hüküm kurulamayacağından, dava edilmeyen eylemlere ilişkin CMK’nın 280/1-f maddesinde belirtilen kovuşturma şartının da gerçekleşmediği gözetilmeden, iddianamede açıklanan eylemin çizdiği sınır dışına çıkılarak, ek iddianame ile de dava açtırılmadan ve duruşma açılmadan hüküm kurulması,
3- İddianamede belirtilmeyen ve sanığa isnat edilen TCK’nın 43. maddesinin uygulanmasını sağlayan eylemler hakkında dava açılması sağlanmadan sanığın savunma hakkının kısıtlanarak CMK’nın 289/1-h maddesine aykırı davranılması,
4- Hükümden sonra yürürlüğe giren TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili 7242 sayılı Kanunla yapılan değişikliklere göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, CMK’nın 307/5. maddeesi uyarınca sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak üzere, hükmün BOZULMASINA,
28/02/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’ne gönderilmesine, 20.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.