YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25334
KARAR NO : 2012/44540
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ve sanık müdafinin yüzüne karşı tefhim olunan 30.12.2005 günlü hükmün temyiz edilmeyerek kesinleştiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 gün ve 2007/6-13-2007/54 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün kesinleşmesi ile gerek zorunlu müdafilik görevinin gerekse de vekalet ilişkisinin son bulması nedeni ile avukatlık görevinin sona ereceği , müdafiye bu aşamadan sonra yapılan tebligat işlemlerinin geçerli bir tebliğ işlemi olmayacağı karşısında sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyiz istemlerinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 Sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesinin 2. fıkrasının, “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında, lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ile 101 inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir” hükmü uyarınca 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 98-101 maddelerine göre verilen hükümlü hakkındaki “erteli cezanın infazına yer olmadığına” dair 16.09.2011 tarihli ek kararın temyizinin mümkün olmadığı, itirazı mümkün kararlardan olduğu ve 5271 Sayılı CMK’nın 264. maddesine göre de kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, hükümlünün bu karara karşı verdiği dilekçesinin itiraz niteliğinde olduğu kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın mahalline İADESİNE, 30/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.