Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11003 E. 2020/16149 K. 11.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11003
KARAR NO : 2020/16149
KARAR TARİHİ : 11.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Oluş ve dosya kapsamına göre, TCK’nin 29. maddesi gereğince sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması ve indirim oranında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bu konudaki görüşü iştirak olunmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Mağdur hakkında Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 03.11.2015 tarihli raporda “dalak kanamasına neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye soktuğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğunun” belirtildiği, ancak Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen 11.11.2015 tarihli raporda ise “şahsın çekilen Abdominal USG’sinde dalaktaki lezyonun kronik hematom ile uyumlu olduğu, yeni bir travmatik leyzon belirtilmediğinden yaralanmasının mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğunun” belirtildiği, bu haliyle raporlar arasında çelişki bulunduğundan mağdurun tüm tedavi evrakları, raporları, epikriz, film ve grafilerinin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek, özellikle yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olup olmadığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği hususlarında olmak üzere 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm ölçütlere göre yaralanmasının niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alınarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken yetersiz ve çelişkili rapora dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) sayılı kararları ile, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve yine 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanıkların savunma hakkının kısıtlanması,
Kabul ve uygulamaya göre;
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 11.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.