Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/8161 E. 2020/14250 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8161
KARAR NO : 2020/14250
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Tüm dosya kapsamından sanık …’in mağdur …’yi silahtan sayılan sopa ile yaraladığının anlaşılması ve mahkemece de sanığın eyleminin silahla basit yaralama olarak kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmü verilmesine göre, sanığın mağdura yönelik yaralama eyleminin şikayete tabi olmayan 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e maddeleri kapsamında kalması nedeniyle tebliğnamenin şikayetten vazgeçme nedeni ile düşme verilmesine yönelik bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Mağdur …’nın olay nedeniyle kulağında işitme kaybı olduğunu iddia ettiği, bu hususta Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli KBB uzmanı tarafından düzenlenen 24.10.2013 ve 17.07.2014 tarihli raporların hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla, mağdura ait geçici ve kesin raporları ile yaralanmasına ilişkin tüm tedavi evraklarının en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, özellikle mağdurun kulağındaki işitme kaybının söz konusu yaralama sonucunda oluşup oluşmadığı hususunu içeren, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz rapor ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Mağdurlar … ve Safiye’nin sanığın akıl hastası olduğundan şüphelendikleri yönündeki beyanları ile sanığın daha öncesinde beyin kanaması geçirdiği ve %60 oranında fiziksel engelli olduğunda dair raporlarının bulunduğu yönündeki savunması karşısında, sanığın suç tarihi itibarıyla işlediği kasten yaralama eylemlerinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini etkileyen bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden ya da Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından heyet raporu aldırılarak, sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
3) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Sanığın yaralama eylemini babaannesi …’ya karşı silahtan sayılan sopa ile gerçekleştirmesi karşısında; birden fazla nitelikli halin (TCK’nin 86/3-a, 86/3-e) aynı olayda gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak TCK’nin 86/2. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmeyerek, yazılı şekilde TCK’nin 86/3-a-e maddesi uygulanırken Kanun’da belirtildiği şekilde yarı (1/2) oranında arttırım yapılması yerine sanık hakkında yarı oranından fazla arttırım yapılacağı kabul edilerek hatalı uygulama yapılması,
5) Sanık hakkında mağdur …’yi silahla kasten yaralama suçu nedeniyle TCK’nin 86/2, 86/3-e maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece de sanığın eylemi silahla yaralama olarak kabul edilmesine rağmen, hüküm kurulurken silahla artırım fıkrasının TCK’nin 86/3-e yerine TCK’nin 86/3-a olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 21.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.