Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/10766 E. 2020/16281 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10766
KARAR NO : 2020/16281
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Katılan hakkında Manavgat Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 07.04.2015 tarihli raporda; “… Parasymfizal mendibula fraktürü nedeniyle opere edilmiş ağız içinde infizyonel kesiye bağlı sütüre edilmiş kesi, hastanın bu haliyle basit tıbbi müdahale ile iyileşmez…” dendiği, yine katılan için Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından verilen raporda ”…darp nedeni ile geldiği, çenede ağrısı olduğu, simfiz mandibula fraktürü mevcut olduğu, genel anestezi altında plak vide ile tespit operasyonu yapıldığı, postop problem olmadığı, salah ile taburcu edildiği, ameliyat notunda; gaada uygun saha temizliğini takiben alt gingivobukkal sulkustan girilerek kırık hattına ulaşıldığı, ırık redükte edildiği, alt marjine 5 delikli min 11mm lik 5 adet mini vida üst marjine 4 delikli köprülü mikro plak 4 adet 9mm’lik vida ile tespit yapıldığı, kesinin sütüre edildiği, pansumanla operasyonun sonlandırıldığı …” belirtildiği, Antalya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün katılan muayene edilmeksizin evrak üzerinden düzenlediği 22.03.2016 tarihli raporunda ise katılanın mandibuladaki kemik kırığı nedeniyle hayati fonksiyonlarını orta 3.derece etkileyecek biçimde yaralandığının belirtildiği; ancak katılanın yüz sınırları içerisinde tespit edilen bu yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı ve ayrıca duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine neden olup olmadığı hususlarında görüş bildirilmediği anlaşılmakla; katılanın tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporları temin edilip, bu evraklar ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne bizzat sevkiyle yaralanmasının “yüzde sabit iz” niteliğinde olup olmadığı ve “duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına ya da yitirilmesine” neden olup olmadığı hususlarında

5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde rapor alındıktan sonra suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile Adli Tıp kriterlerine uygun olmayan rapora istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
2) Suç tarihinde 18 yaşından küçük ve sabıkasız olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının TCK’nin 50/3. maddesi gereğince birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun bulunduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 12.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.