YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9894
KARAR NO : 2020/14415
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında kasten yaralama ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
1) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; müşteki hakkında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 25.12.2012 tarihli raporda, “sağ göz altında kesi, burun kökünde 1 cm’lik kesi ve deformite, alın sağ tarafta 1 cm’lik kesi” saptandığının bildirildiği ancak yüz bölgesinde tespit edilen bu yaralanmaların yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda görüş bildirilmediği anlaşılmakla, müştekinin tüm tedavi evrakları ve raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne sevkinin yapılarak, yüzündeki yaralanmaların sabit iz niteliğinde olup olmadığı hususunda 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Oluşa ve dosya kapsamına göre; alacak borç meselesinden kaynaklı hukuki ihtilafın haksız tahrik nedeni olamayacağı, haksız tahrik oluşturan eylemin ise müştekinin sanığa hakaret etmesinden ibaret olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesi gereğince orantılılık ilkesi gözetilerek sanığın cezasında, TCK’nin 29. maddesi uyarınca asgari oranda (1/4) indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde (1/2) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
3) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; sanığın yaralama eylemini gerçekleştirdikten sonra müştekiye tehdit sözleri içeren mesaj gönderdiğinin anlaşılması karşısında, uzlaşma kapsamına girmeyen kasten yaralama suçunun uzlaşmaya tabi basit tehdit suçu ile birlikte işlenmediği, dolayısıyla 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin olayda uygulama yeri olmadığı belirlenmekle, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 106/1-2. cümle maddelerinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaşmaya tabi olduğu, soruşturma ve kovuşturma aşamasında taraflara uzlaşmayı kabul edip etmediklerinin sorulmadığı anlaşılmakla, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince sanık ve müşteki arasında uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
4) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; dosyada mevcut adli sicil kaydına göre daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanık hakkında, hükmolunan 30 günün altındaki kısa süreli hapis cezasının, TCK’nin 50/3. maddesindeki zorunluluk gereğince, TCK’nin 50/1. maddesinde düzenlenen adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5) Gerekçeli karar başlığında suç tarihi olan 23.12.2012 yerine 23.11.2012 yazılması,
6) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 22.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.