YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/14056
KARAR NO : 2020/16191
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Sanıklar … ve … hakkında beraat, sanık … hakkında hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Katılan … İdaresi vekilinin beraat eden sanıklar … ve … hakkındaki hükümlere yönelik yapılan incelemede;
MNG kargo … Şubesine sanık … adına gümrük kaçağı cep telefonu bulunan kargonun geleceği bilgisi alındığı, sanık …’in anılan kargo şubesine gelerek kargoyu aldığı ,söz konusu kargo paketinde 7 adet gümrük kaçağı cep telefonunun ele geçirildiği olayda; kargonun üzerinde gönderici … ve alıcı …’ın isimlerinin bulunduğu; kargonun üzerinde alıcı olarak ismi bulunan sanık …’ın savunmasında söz konusu kargo ile arkadaşı olan sanık …’in kaçak cep telefonu getireceğini bilmediğini, bununla birlikte sanık …’in alıcı olarak kendi ismini vermesini kabul ettiğini ve sanık Habile’e kargo şubesinden kargoyu almak üzere kimliğini teslim ettiğini de beyan etmesi ayrıca sanık …, hakkındaki suçlamaları kabul etmemişse de; kargo ile ilgili düzenlenmiş bir kargo teslim fişi, irsaliye bulunup bulunmadığı sorulup, bulunması halinde eşyayı teslim eden kişiye atfen atılmış bir imza var ise bunun eşyanın göndericisi konumundaki sanık …’e ait olup olmadığının belirlenmesi, kargo işlemlerini yapan ve kargo gönderileri ile ilgili kabul belgelerini düzenleyen kargo görevlilerinin ayrı ayrı tespit edilerek dinlenilmesi, söz konusu kargo paketlerini kimin yolladığı sorulup, varsa olay tarihine ilişkin kamera kayıtları da getirtilip anılan kargoyu teslim edenin ve gönderenin sanık … olup olmadığının teşhis ettirilmesi, sanıkların kullanımlarında bulunan GSM hatlarının suç tarihi ve öncesindeki HTS kayıtları getirtilip incelendikten sonra görüşme yapıp yapmadıklarının belirlenmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile anılan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
II) Sanık …’ın temyiz talebinin incelenmesinde;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Yasanın 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nun 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Yasanın 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü..” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’da yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nun 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nun 7. ve CMK’nun 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.