Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2018/8433 E. 2020/17366 K. 01.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/8433
KARAR NO : 2020/17366
KARAR TARİHİ : 01.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. madde ve fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesinden sonra 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması ve yine aynı Yasanın 3/22. ile 5/2. maddelerinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
1. Dairemizin 25/06/2015 tarih 2014/24635 Esas, 2015/17611 Karar sayılı ilamı ile hükmün ” …’nun ticari amaçla bandrolsüz ve kaçak sigara
bulundurduğu sırada yakalandığı ve aynı gün temyiz incelemesi yapılan Dairemizin 2014/7540 Esas numarasında kayıtlı Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/1028 Esas, 2013/130 Karar sayılı dava dosyasındaki atılı eylemlerin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak,
Sanık hakkında yargılaması devam eden dosyanın bu dosya ile birleştirilip varsa benzer dosyalarda araştırılarak tespit edildikten sonra sanığın bu eylemleri bir suç işleme kararının icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışılarak bir karar verilmesi” gerektiğinden bahisle bozulmuş olduğu ve incelemeye konu Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/489 Esas, 2016/48 Karar sayılı ana dosyasında suç tarihinin 17/09/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 01/10/2012 olduğu ve bu dosya ile birleşen Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/545 Esas, 2015/568 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 18/08/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 24/09/2012 olduğu cihetle; bozma ilamına uyulmasına karşın, birleşen her iki dosyanın tutanak ve iddianame düzenlenme tarihleri nazara alınarak sanığın eylemlerinin zincirleme suç kabul edilip 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulanması gerekirken yazılı gerekçeyle ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle bozma ilamının gereği yerine getirilmeden sanık hakkında fazla ceza tayini,
2. Sanık hakkında 17/09/2012 tarihli suça ilişkin kurulan mahkumiyet kararında “sanığın sabıkalı geçmişi” gerekçe gösterilerek TCK’nun 62/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken, 18/08/2012 tarihli suça ilişkin kurulan mahkumiyet kararında ise “sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak” TCK’nun 62/1.maddesi uyarınca sanığın cezasından indirim yapılarak hükümde çelişkiye sebep olunması,
3. Sanık hakkında 17/09/2012 tarihli suça ilişkin kurulan mahkumiyet kararında “sanığın yargılamada samimi olarak suçtan pişmanlık duyduğu saptanamadığından cezasının ertelenmesi halinde ilerde tekrar suç işlemeyeceğine dair vicdani kanaat gelmediği” gerekçesiyle TCK’nun 51/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken, 18/08/2012 tarihli suça ilişkin kurulan mahkumiyet kararında ise “sanığın yargılama süresince gösterdiği pişmanlık ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat dikkate alınarak” sanık hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilerek hükümde çelişkiye sebep olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.