YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10728
KARAR NO : 2013/23696
KARAR TARİHİ : 30.12.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2013 tarih ve 2012/647-2013/119 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl karar ve tavzih kararı, davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Flensburg Yerel (Sulh Hukuk) Mahkemesi tarafından verilen 30.03.2009 tarih 62 C 398/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK’nın 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yabancı mahkeme ilamının tenfizine, 08.04.2013 tarihli tavzih kararı ile de masraf tespit kararının tenfizine karar verilmiştir.
Asıl karar ve tavzih kararı, davalı vekilince ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yabancı mahkeme ilamının tenfizine ilişkin 14.02.2013 tarihli asıl karara yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı vekilinin 08.04.2013 tarihli tavzih kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece 14.02.2013 tarihinde Flensburg Yerel (Sulh Hukuk) Mahkemesi’nin 62 C 398/08 sayılı kararının tenfizine karar verilmesinden sonra 08.04.2013 tarihinde tavzih suretiyle de masraf tespit kararının tenfizine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 305/1. maddesi gereğince taraflardan biri, hüküm yeterince açık değil veya icrasında tereddüt hasıl oluyor ya da birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar tavzih suretiyle hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir ise de aynı maddenin 2. fıkrası hükmü uyarınca, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Somut uyuşmazlıkta, mahkemece tavzih suretiyle masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesi hüküm fıkrasında davalıya yüklenen borcun genişletilmesi niteliğinde bulunup tavzihe konu olamayacağı gibi esasen HMK’nın 306. maddesinde düzenlenen tavzih usulüne uyulmaksızın karar verilmesi de doğru olmamış, tavzih kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin asıl karara yönelik bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan 14.02.2013 tarihli asıl hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 08.04.2013 tarihli tavzih kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.