Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2017/2611 E. 2020/15868 K. 04.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2611
KARAR NO : 2020/15868
KARAR TARİHİ : 04.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Sanık … hakkında beraat, sanık … hakkında hükümlülük, müsadere, tasfiye

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1. Sanık …’ın beraatine ilişkin katılan vekilinin temyiz talebinin yapılan incelemesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre katılan … İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2. Sanık …’ın hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebi ile o yer Cumhuriyet Savcısının anılan sanığa yönelik temyiz isteminin yapılan incelemesinde;
1. Olay tarihinde devriye görevini ifa eden kolluk görevlilerini durduran bir şahsın, bulundukları sokak üzerinde 13/E numaralı, demir kapılı yeri göstererek, burasının … adlı bir şahıs tarafından kaçak sigara deposu olarak kullanıldığını söylemesi üzerine, kolluk görevlilerince adres önünde beklenirken sanık …’ın gelerek depoyu açtığı ve kolluk kuvvetince içeri girildiğinde depo içerisinde dağınık vaziyette 202 karton kaçak sigaranın ele geçtiği olayda;
Ceza Genel Kurulu’nun 17.11.2009 tarih, 2009/160 Esas-2009/264 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; alınan ihbar üzerine hakimden alınacak arama kararı ile ya da gecikmesinde sakınca varsa bu husus belirtilerek yetkili merciin yazılı veya sözlü arama emri ile sanıkların evinde (deposunda) arama yapılması gerekirken, hakim kararı da olmaksızın hukuka aykırı bir şekilde arama sonucu elde edilen delile dayanılarak sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2. Sanığın asıl dosyadaki 28.06.2014 tarihli eylem yönünden usulünce sorgusu yapılıp, savunması alınmadan yargılama sonlandırılıp sanığın mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle CMK’nun 147. ve 191. maddelerine aykırı davranılması,
Kabule göre ise;
1. Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK.nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği dikkate alınarak;
İncelemeye konu İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014-1209 esas sayılı asıl dosyaya ilişkin suç tarihinin 28.06.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 12.08.2014; aynı Mahkemenin bu dosyayla birleştirilen 2014-1803 karar sayılı dosyasında sanığa atılı eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 22.07.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 16.09.2014 olduğu;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı uyarınca, tek suç işleme kararı kapsamında üç hafta gibi kısa aralıkla iki kez 5607 sayılı Yasanın 3/5. maddesinde düzenlenen suçu işlemesi, hukuki kesintinin soruşturma aşamasında ifade alınmasıyla değil iddianame düzenlenmesiyle gerçekleşecek olması, işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, aynı suç işleme kararıyla hukuki kesinti gerçekleşmeden yeniden suç işleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yerine, her bir eylemi ayrı suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini;
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ile o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 04/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.