Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2018/484 E. 2020/17005 K. 17.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/484
KARAR NO : 2020/17005
KARAR TARİHİ : 17.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5015 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, müsadere

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık …, sanık … müdafii, malen sorumlu vekili ve katılan EPDK vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 5015 sayılı Yasanın Ek 5/1. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/11 ve 3/12. maddeleri kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/11 ve 3/12. maddeleri ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 5015 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/12. gereğince uygulama yapılması ve yine aynı
Yasanın 3/22. ile 5/2. maddelerinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıklar …, …, … ve …’nın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
1-Malen sorumlu şirket vekilinin aşamalardaki beyanlarında, nakil aracının sanık …’in yetkilisi olduğu şirkete kiralanması sebebiyle iyi niyetli 3.kişi konumunda olduklarını belirtmesi karşısında; nakil aracının kime ait olduğu ve sanık …’te bulunma sebebi hususunda sanıkların beyanı alındıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve müsaderesine hükmedilen nakil aracının plakasının 06 JRB 53 yerine 06 BJ 53 olarak yazılması,
2-Sanıklar hakkında iddianame ile 5015 sayılı Yasanın ek 5/1.maddesinden dava açılmasına karşın 5271 sayılı CMK’nun 226. maddesi uyarınca 5607 sayılı Yasanın 3/11. maddesinden ek savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
3-Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanık …’in eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 14/07/2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 30/09/2011 olduğu,
UYAP sisteminden yapılan incelemede sanık … hakkında daha önce Dairemizin 05/04/2016 tarih 2014/24113 Esas. 2016/4903 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilen ve Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesinde halen derdest olan 2016/1041 Esas sayılı dosyada suç tarihlerinin 07/09/2011 ve 23/09/2011, iddianame düzenleme tarihlerinin ise 26/09/2011 ve 04/10/2011 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanık …’in hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
4-İddianame ile müsaderesi talep edilen dava konusu eşya hakkında hüküm kurulmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …, sanık … müdafii, malen sorumlu vekili ve katılan EPDK vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 17.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi