Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2018/7411 E. 2020/17082 K. 30.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/7411
KARAR NO : 2020/17082
KARAR TARİHİ : 30.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, erteleme, iade

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Gümrük İdaresi vekilinin kamu davasına katılma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı CMK’nun 260. maddesi gereğince, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için yasa yollarının açık olduğu gözetilip, 5271 sayılı CMK’nun 237/2. maddesi uyarınca müştekinin müdahilliğine karar verilerek, anılan kurum vekilinin “suçta kullanılan nakil aracı hakkında kurulan hükme yönelik” temyizine göre yapılan incelemede;
Mahkemece Dairemizin 30.03.2016 tarihli, 2014/26468 Esas, 2016/4853 Karar sayılı bozma ilamına uyulduğu cihetle, 5607 sayılı Yasanın 13/1 ve 5237 sayılı TCK’nun 54. maddelerine göre aracın iadesine ilişkin yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle iade kararının ONANMASINA,
II) Katılan … İdaresi vekilinin mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde ise;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesineeklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
1. Sanığın temyizi üzerine Dairemizin 30.03.2016 tarihli ilamı ile bozulmasına karar verilen 27.02.2013 tarihli mahkumiyet kararında, sanığın neticeten 8 ay 10 gün hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunduğu halde, bozmadan sonra kurulan hükümde kazanılmış hak gözetilmeyerek, sanığın 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle CMUK’nun 326/son maddesine aykırı davranılması,
2. Sanık hakkında takdiri indirim hükümleri uygulanırken TCK’nun 62/1. maddesinin ilgili fıkrasının gösterilmemesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
3. İddianamede müsaderesi talep edilen kaçak eşyalar hakkında bir karar verilmemesi,
4. Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.