Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/1619 E. 2020/17765 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1619
KARAR NO : 2020/17765
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

Mala zarar verme suçundan sanık …’ün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.09.2018 tarihli ve 2017/794 esas, 2018/690 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın 06.02.2017 tarihinde katılan sanık …’a karşı mala zarar verme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/1-2. maddesindeki, “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, somut olayda 06.02.2017 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle evvelce farklı dosya üzerinden yapılan soruşturma sonucunda sanık hakkında katılan sanık …’a yönelik mala zarar verme suçu bakımından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26/09/2017 tarihli ve 2017/150396 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının verildiği ve anılan kararın müşteki …’a tebliğ edilip kesinleşmediği, yine sanık hakkında aynı olaya ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/24200 soruşturma sayılı dosyası üzerinden mala zarar verme suçu nedeniyle yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen iddianame tarihinin 06.11.2017 olduğunun anlaşılması karşısında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2017 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kesinleşmesinin beklenerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30.01.2019 gün ve 2018/15262 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2020 gün ve KYB/2020/29096 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükümlü … hakkında şikayetçi …’a karşı mala zarar verme suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2017 tarihli 2017/150396 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, aynı olayla ilgili olarak 06.11.2017 tarihli iddianame düzenlendiği ve Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.09.2018 tarihli ve 2017/794 Esas, 2018/690 sayılı Kararı ile mala zarar verme suçundan hükümlü …’ün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1, 62/1. ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılan dosya incelendi.
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 – (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 – (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) itiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda; Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın 06.02.2017 tarihinde katılan sanık …’a karşı mala zarar verme suçunu işlediğinden bahisle kesin nitelikteki adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/1-2. maddesindeki, “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, somut olayda 06.02.2017 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle evvelce farklı dosya üzerinden yapılan soruşturma sonucunda sanık hakkında katılan sanık …’a yönelik mala zarar verme suçu bakımından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2017 tarihli ve 2017/150396 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının verildiği ve dairemizin 14.11.2019 tarihli tevdi kararımızın gereğinin yerine getirildiği ancak ek kovuşturmaya yer olmadığı kararının müşteki …’a ve mala zarar verme suçunun mağduru olan … isimli kişiye usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşıldığından öncelikle ek kovuşturmaya yer olmadığı kararının ilgililere tebliğ edilmesi ve kararın kesinleşmesi beklendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiş ve anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.09.2018 tarih, 2017/794 Esas, 2018/690 Karar sayılı kararının CMK.nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, hükmün infaz edilmemesine, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 02.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.