Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/12842 E. 2020/17989 K. 03.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12842
KARAR NO : 2020/17989
KARAR TARİHİ : 03.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILAN SANIKLAR : …, …
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki …’in 21.10.2015 tarihli celsede, sanıktan şikayetçi olup davaya katılmak istediğini beyan ettiği halde, katılma talebi hakkında mahkemesince olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise de; müşteki …’in ve vekilinin 5271 sayılı CMK’nin 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek ve suçtan zarar gören müşteki …’in CMK’nin 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına, vekilinin de katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında katılan …’i kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı uyarınca, sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, aynı Kanun’un 231/12. maddesi uyarınca itirazı kabil olup temyizi mümkün bulunmadığından, itiraz mercii tarafından tetkik edilmek üzere, temyizen incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanık … hakkında hakaret suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında katılan …’nu kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-c ve 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
b) Sanığın mağduru yüzünde sabit ize ve kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladığı olayda; en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanmasından sonra aynı Kanun’un 87/1-c ve 87/1-son maddelerinin uygulanması suretiyle cezalandırılması ile yetinilmesi gerekirken uygulama yeri bulunmayan, TCK’nin 87/3. maddesi ile ayrıca artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
c) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 87/1-c,son, 87/3. maddeleri gereğince belirlenen “3 yıl 6 ay” hapis cezasından aynı yasanın 29. maddesi uyarınca (1/4) oranında indirim yapılması sırasında hesap hatası sonucu “2 yıl 7 ay 15 gün” yerine “2 yıl 7 ay” hapis cezası belirlenmesi ile devamında bu cezadan TCK’nın 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapılması sonucunda “2 yıl 2 ay 7 gün” yerine “2 yıl 2 ay 12 gün” olarak fazla ceza tayini,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.