Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/22915 E. 2012/24821 K. 06.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22915
KARAR NO : 2012/24821
KARAR TARİHİ : 06.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalılar ile kendisine ait tarlada 2009 tarihinde yetişen kayısı ve limon ürünlerinin davalılar tarafından bedel mukabili hasat edilmesi ve toplanması hususunda anlaştıklarını, bu anlaşmaya dayalı olarak davalıların ürünleri topladığı halde kendisine bedelini ödemediklerini, alacağının tahsili amacıyla davalılar aleyhine icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline takibin devamına ve %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın 6.000,00 TL yönünden iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık alım-satım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı davalılar tarafından tarlasından kayısı ve limon toplandığı halde bedellerinin ödenmediğinden iş bu davayı açmıştır. Davalı akti ilişkiyi inkar etmiştir. Bu durumda davacı davalı ile aralarındaki akti ilişkiyi yasal delillerle ispat etmelidir. Mahkemece muhtarlıktan, bölgede halk arasında bu tarz alım satım sözleşmelerinin devamlı surette sözlü olarak yapılmasının teamül olup olmadığı bu işin herkesin duyduğu istikrarlı bir nitelik kazanıp kazanmadığı kamu oyunun bu teamüle uyup uymadığı sorulmuş alınan cevabı yazılarda bu hususta sözlü mutabakatın yeterli olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece çevrede bu gibi sözleşmelerde senet düzenlenmesi teamülden olmadığı gerekçesiyle tanık dinlenmiş ve tanık anlatımlarına dayanılarak davaya karar verilmiştir. HUMK’nun 293/4 maddesine göre tanık dinlenebilmesi için teamül unsurunun gerçekleşmesi, bir çevrede herhangi bir hukuki işlemin devamlı olarak sözlü yapılmasının adet haline gelmesi ve bu hususun zaman içinde herkes tarafından uyulmak sureti ile istikrarlı bir nitelik kazanmış bulunması ve kamu oyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekmektedir. Oysa mahkemece yapılan araştırma muhtarlıktan alınan yazılar bu yönleri karşılar nitelikte değildir. Hal böyle olunca HUMK’nun 288. maddesine göre müddeabihin miktarına göre somut olayda tanık dinlenemez. Davacı, davalı ile akti ilişkinin varlığı konusunda yazılı bir delil de ibraz edemediğine göre aralarındaki bu akti ilişkiyi kanıtlayamamıştır. Ne var ki, davacı dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı anlaşıldığından davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.