Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2016/3618 E. 2020/17882 K. 02.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3618
KARAR NO : 2020/17882
KARAR TARİHİ : 02.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan … İdaresi vekilinin temyizinin sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik olduğu kabul edilerek ve gıyabi kararın sanık …’a 12.06.2014 tarihinde muhatabın yakınına teslim edildiğine dair … çıktısının dosya arasında bulunduğu ancak tebligat parçasının bulunamadığı, yapılan araştırmada 10.11.2020 tarihli tutanak ile tebligat parçasının bulunamadığının tespit edildiği bu nedenle yapılan gerekçeli karar tebliğinin usülüne uygun olup olmadığının denetlenemediği anlaşılmakla sanığın öğrenme üzerine 25.06.2014 havale tarihli temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek katılan … İdaresi vekili ve sanık …’ın temyizine yönelik yapılan incelemede;
1. Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2. 07/03/2013 tarihinde Sürat Kargo adlı firmaya ait kargo aracında usulüne uygun olarak yapılan aramada, göndericisi sanık … olan ve içerisinde faturasız kaçak kozmetik ürünleri bulunan 4 adet kolinin ele geçirildiği, sanık …’ın satmak amacıyla kaçak eşyaları kargoyla gönderdiği ve kargo görevlisi olan sanık …’nın ise bu kolileri bilerek kabul ettiği, bu suretle sanıkların 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işledikleri iddiası ile açılan davanın yargılaması sonucunda, sanık …’nın mahkumiyetine, sanık …’nın beraatine karar verilmiş ise de,
UYAP kayıtları da dikkate alınarak yapılan incelemede, kargo göndericisi olan sanık … ve kargo şubesi sorumlu müdürü olan sanık … hakkında, temyiz incelemesine esas bu davaya konu suç ile benzer mahiyette başka dosyaların da bulunduğu anlaşılmakla;
Kargo görevlisi olan sanık …’nın içerisinde dava konusu faturasız kozmetik ürünlerinin bulunduğu kargonun bu özelliğini bilerek kargoyu kabul edip etmediğinin ve suç kastı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesi ile delillerin birlikte değerlendirilmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkartılması bakımından fayda ve gerek bulunduğundan, adı geçen sanıklar … ve … haklarındaki diğer dosyalar getirtilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına geçirilmesi, gerektiğinde dosyaların birleştirilmesi;
4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun “kargo” ve “kargo işletmecisi” kavramlarının tanımlarına yer veren 3. maddesi; Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin “kargo tasnif ve aktarma merkezi”, “mesleki yeterlilik”, “mesleki yeterlilik belgesi”, “mesleki yeterlilik eğitimi”, “sevk irsaliyesi” ve “taşıma senedi” kavramlarının tanımlarına yer veren 4. maddesi, “Taşıma işlerinde istihdam edilenlerin hakları ve sorumlulukları” başlıklı 34. maddesinin 1 ve 2. fıkraları, “Gönderenin, yolcunun, şoför ve diğer personelin sorumluluğu” başlıklı 45. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları hükümleri de gözetilerek, kargo şubesince, dava konusu eşyanın içerisinde bulunduğu kolinin teslim alınması ve gönderilmesi işlemlerinin mevzuata uygun ve denetime imkan verir şekilde yapılıp yapılmadığının araştırılması ve karar yerinde tartışılması;
Ortaya çıkacak duruma göre gerektiğinde TCK’nun 43. maddesi hükmü de gözetilerek sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü
uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olmakla birlikte, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nun 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nun 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sank … ve katılan … İdaresi vekili vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.