Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2017/14137 E. 2020/16411 K. 11.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/14137
KARAR NO : 2020/16411
KARAR TARİHİ : 11.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : 27/03/2020 tarihli karar ile hükümlülük, müsadere 16.06.2015 tarihli ek karar ile sanık … hakkında temyiz talebinin kabulü ile infazın durdurulmasına

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
I) Sanık …’ın 16/06/2015 tarihli dilekçesi ile infazın durdurularak eski hale getirme talebinde bulunduğu ve mahkeme tarafından 16/06/2015 tarihli ek karar ile infazın durdurulmasına ve temyiz talebinin kabulüne karar verildiği, temyiz talebi ile birlikte yapılan eski hale getirme talebinin 5271 sayılı CMK’nun 42/1. maddesi gereğince Yargıtayca karara bağlanacağından sanığa yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünü içerir gerekçeli kararın sanığın mahkemede alınan savunmasında bildirdiği adresinde 24/04/2015 tarihinde “muhatap dışarıya gittiğinden hazır olmaması nedeniyle muhatap yerine almaya ehil aynı konutta birlikte oturan kızı Nermin Bayrakdar” adına tebliğ edildiği, dosyada mevcut nüfus aile kayıt tablosuna göre tebligat yapılan 03/04/2000 doğumlu şahsın ehil ve … olmadığından anılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanığın öğrenme üzerine temyizi yasal süresinde kabul edilerek mahkemenin 16/06/2015 tarihli ek kararının kaldırılması ve eski hale getirme talebinin kabulü ile 27.03.2015 tarihli asıl hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
Her üç sanığın birlikte hareket ederek eylem birliği içerisinde toplu kaçakçılık suçunu işlediklerinden 5607 sayılı Yasanın 4/2. maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
II) Sanık …’ın temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre ise;
a) Her üç sanığın birlikte hareket ederek eylem birliği içerisinde toplu kaçakçılık suçunu işlediklerinden 5607 sayılı Yasanın 4/2. maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
b) Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 07.10.2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 20.08.2013 olduğu,
UYAP’tan yapılan kontrollerde Dairemizin 12.10.2020 tarihli, 2016/16690 Esas 2020/14210 Karar sayılı ilamı ile bozulan Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/299 Esas sayılı dosyasında sanığın üzerine atılı eylemi ile ilgili olarak suç tarihinin 08/10/2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 12.11.2012 olduğu gözetilerek,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından anılan dosyanın incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 11/ 11 /2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.