YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9549
KARAR NO : 2020/14995
KARAR TARİHİ : 28.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Katılanın sanığın eylemi sonucunda ağır derecede yaralandığını, bir yıl çalışamadığını ve olaydan sonra 7-8 ay boyunca yattığını beyan ettiği ancak hükme esas alınan Küçükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 19.06.2014 tarih ve 4306 sayılı adli raporda duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olup olmadığına ve (adli raporda oksipital bölgede 5 cm. lik kesi bulgusuna yer verildiği halde) yüzde sabit ize neden olup olmadığına ilişkin değerlendirmeye yer verilmediği ve mevcut raporun bu haliyle Adli Tıp Kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; katılanın tüm tedavi evrakı, geçici ve kat’i raporları temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevki ile 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerindeki ölçütlere göre niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde yeniden raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri gereğince hükmolunan “1 yıl 6 ay” hapis cezasının, sanığın eylemi sonucu müştekide kemik kırığı meydana geldiğinden TCK’nin 87/3 maddesi uyarınca (1/3) oranında artırılması ile “1 yıl 12 ay” hapis cezasına hükmedilmesi yerine yazılı şekilde uygulama ile “2 yıl” hapis cezasına hükmedilmesi,
3) Sanığın suç tarihinde katılan ile yaşadıkları tartışmanın sonrasında ayrılıp evine gittiğini, bir süre sonra evleri ile aynı sokakta bulunan iş yerlerine gelen katılanla aralarında meydana gelen kavgada katılanı elindeki sopa ile yaraladığını savunduğu ve tarafsız tanık anlatımının bulunmadığı olayda, gerek “Olay yeri inceleme ve tespit tutanağı” ve gerekse 19.06.2014 tarihli “Tutanak” içeriğine göre olayın sanığın ikametinin bulunduğu adres yakınında gerçekleşmiş olması, olayda sanığın da yaralandığının anlaşılması karşısında mahkemece öncelikle ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespiti yoluna gidilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında da kabul edildiği üzere, şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesiyle 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (¼) uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Kasti suçtan verilen hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.