Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/775 E. 2021/3466 K. 13.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/775
KARAR NO : 2021/3466
KARAR TARİHİ : 13.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil/ Tavzih

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tavzih talebinin kabülüne karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı Hazine vekili, dava konusu 2154 parsel sayılı taşınmazın 1957 yılında davalılar adına tescil edildiğini, tapulama sırasında uygulanan tapu gayri sabit hudutlu olmasına rağmen tapu miktarına itibar edilmediğini ve miktar fazlasının da şahıslar adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın 1. derece doğal sit alanında kaldığını ve aynı zamanda bataklık / sazlık olduğunun tespit edildiğini açıklayarak, dava konusu taşınmazın miktar fazlası olan kısmının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiş, davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kabulüne, 2154 parselin fen bilirkişisinin 29.09.2007 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile işaretlediği 11680 m² ‘lik kısmının davalılar adına olan tapusunun iptali ile sicilden terkine dair verilen karar, derecattan geçerek kesinleşmiştir.
Davacı Hazine vekili dava konusu alanda kadastro müdürlüğünce 22/a uygulaması yapılması nedeniyle kararın infaz edilemediğini açıklayarak tavzih talebinde bulunmuş, mahkemece tavzih talebinin kabulüne, mahkemenin 10.10.2014 tarihli gerekçeli kararının 1 nolu bendinin; “Davacının davasının kabulüne, ….. 27968 ada 10 parselin (eski 2154 parselin) fen bilirkişisinin 03.10.2019 tarihli raporda 1 nolu krokide A harfi ile gösterdiği 11684,71 m² ‘lik kısmının davalılar adına olan tapusunun iptali ile sicilden terkine,” şeklinde tavzihine, karar verilmesi üzerine; hüküm, bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bir hükmün yeterince açık olmaması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkraları içermesi yahut icrasında tereddüt uyandırması halinde, icrası tamamlanıncaya kadar, hükümdeki gerçek anlamın çıkarılması amacıyla başvurulan yola, hükümlerin tavzihi (açıklanması) denir. Tavzih yoluyla hüküm değiştirilemez; hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. (HMK mad. 305-306)
Hal böyle olunca, az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde tavzih kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı tavzih kararının 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.