YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/12147
KARAR NO : 2021/3366
KARAR TARİHİ : 12.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen açılmamış sayılmasına, kısmen hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı vakfın 2004-2009 dönemi faaliyetlerinin Vakıflar Genel Müdürlüğünce denetlendiği, teftiş sonunda hazırlanan raporda belirtilen 78.133,39 TL vakıf zararının sözkonusu dönemde vakıf yöneticisi olan davalılardan tahsili için Antalya 13. İcra Müdürlüğünün 2010/21803 Esas sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibinin davalıların itirazı ile durduğunu açıklayarak, davalıların vaki itirazlarının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istenmiş, bilahare davalı … yönünden dava takipsiz bırakılmıştır.
Davalılar, vekilleri aracılığıyla verdikleri dilekçelerde davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, icra takibine ve davaya konu edilmeyen vakıf yönetim kurulu üyelerinin bulunduğu, davacının mevcut taleple ilgili olarak tüm ilgililere karşı aynı girişimde bulunulmadığı ve davanın net olmadığı gerekçeleriyle davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden açılmamış sayılmasına, davalılar … ve … aleyhindeki davanın ise bu kişiler hakkındaki ödeme emri tebligatının iptal edilmiş olması sebebiyle konusuz kaldığından bahisle dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince sair temyiz itirazları reddedilerek davalı … yönünden iddia ile ilgili deliller toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gereği ile bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı … yönünden açılmamış sayılmasına, davalılar … ve … aleyhindeki davanın ise bu kişiler hakkındaki ödeme emri tebligatının iptal edilmiş olması sebebiyle konusuz kaldığından bahisle dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı … yönünden davanın ise kısmen kabulü ile itirazın 54.786,57 TL üzerinden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … davalı … vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, vakıf zararının tahsili amaçlı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Davalılar … ve … yönünden dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığı hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. Davalı … yönünden davanın kısmen kabulü hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 50. maddesinde; “Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır. Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar.” düzenlemesi mevcuttur. Buradaki sorumluluk organı oluşturan kişiler yönünden zincirleme (müteselsil) sorumluluktur.
Somut olayda, Mahkemece Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyulmuş ancak bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Sözkonusu bozma ilamında, davanın dayanağını 20.08.2010 olur tarihli başmüfettiş Şenol Bakır tarafından düzenlendiği belirtilen 13.07.2010 tarihli ve 14 nolu denetim raporunun 5 ve 6. bentlerinde belirtilen ve icra takibine konu edilen; SSK prim borçlarının geç yatırılmasından ve bu borçların yeniden yapılandırılmasından, KDV muhtasar vb. ödemeleri ile ecrimisil ödemelerinin geciktirilmesinden kaynaklanan 2007 yılı için 12.669,58 TL, 2008 yılı için 25.417,44 TL ve 01.01.2009 ile 06.06.2009 tarihleri arası dönemde 28.807,80 TL gecikme zammı ile 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ait festival çarşısı işgal bedeli ile gecikme bedeli olarak 11.238 TL olmak üzere toplam 78.133,39 TL alacak bakımından tüm kayıt, defter ve belgeler getirtilip tarafların tüm delilleri toplanıp iddiayla ilgili ayıntılı bilirkişi kurulu incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi istenmiş ise de Mahkemece yapılan araştırma ve hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki, Mahkemece vakıf yönetim kurulunun vakıf borçlarının ödenmesi hususunda kendi arasında işbölümü yapıp yapmadığı, dava konusu borçların ödenmesi bakımından kimlerin yetkili olduğu ve ödemelerin ne zaman ve kim tarafından yerine getirildiği, davacı vakfın ilgili dönemde bu borçları ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı …’ın görev yaptığı dönemlere ilişkin vakıf genel kurulunca ibra edilip edilmediği ve dava konusu borcun ödenmemesi hususunda kendisine kusur izafe edilip edilemeyeceği hususları araştırılmamış olup, borcun kaynağına ilişkin araştırmalar ise yetersizdir.
Hal böyle olunca; icra takibine konu edilen vakıf borcunun kaynağı, ödemenin yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne zaman ve kim tarafından yerine getirildiği, varsa bu ödemelere ilişkin belgeler ile borcun beyan, tahakkuk ve ödeme dönemlerinde vakıfın mal varlığının bahse konu borcu ödemeye yeterli olup olmadığı, vakıf yönetim kurulunun kendi arasında işbölümü yapıp yapmadığı hususları ilgili kurum, kişiler ve taraflardan sorulup alınacak cevap yazıları ile tüm dosyanın yeniden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kuruluna tevdi edilerek borcun neden kaynaklandığı, vergi aslı veya vergi cezası, gecikme zammı gibi türünün ne olduğu ve ödenip ödenmediği, vakfın ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, bu borç nedeniyle taraflara yüklenebilecek kusur oranının bulunup bulunmadığı, bu borçtan tarafların sorumluluğunun tespiti ve borcun bir miktarının davalıdan istenmesinin haklı olup olmadığının duraksamasız belirlenmesine yönelik rapor alınmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmadan eksik inceleme ile davanın kısmen kabulü kısmen reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 12.04.2021 tarihinide oy birliğiyle karar verildi.