YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2201
KARAR NO : 2021/7052
KARAR TARİHİ : 29.06.2021
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı vekili, icra mahkemesine başvurusunda, takip dışı (3. kişi) davalı …’nun, 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğunu ileri sürerek davalının,birinci haciz ihbarnamesine konu borç tutarı ve işlemiş faiz miktarı kadar tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; şirket ortağının şirket hakkında takip bakımından 3. kişi olarak kabul edilemeyeceği ve ihbarname düzenlenemeyeceği, ihbarnameye itiraz halinde tipik bir borçlunun 3. kişideki alacağı halinin bulunduğunun söylenemeyeceği, bu halde borçlu şirketin gerçekte talep etmesinin mümkün olmadığı tasfiye sonucu alınacak bu kaydi alacağın İİK.nun 88. Maddesi kapsamında talep etmesinin mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK’nun 124. maddesinde; limited şirketlerin sermaye şirketi olduğu, aynı Kanunun 125. maddesinde; ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olup, Türk Medenî Kanunu’nun 48. maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilecekleri ve borçları üstlenebilecekleri, aynı Kanunun 128. maddesinde ise; her ortağın usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı, şirkete karşı borçlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Kural olarak, borçlunun her türlü mal ve hakkı haczedilebilir. Haczedilmezlik için İcra ve İflas Kanununda veya özel kanunlarda açık hüküm bulunması zorunludur. Diğer bir anlatımla bir mal veya hakkın haczedilemeyeceğinin kabul edilebilmesi için, bu konuda açıkça bir kanun hükmünün varlığı veya maddi hukuk anlamında o mal veya hakkın satış ve devrine engel yasal bir düzenlemenin bulunması şarttır. Şirket ortağı, ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğinden ayrı bir kişiliğe sahip olup, TMK anlamında gerçek kişi olduğundan şirkete göre üçüncü kişi sayılır. TTK’nun yukarıda açıklanan maddeleri uyarınca şirket ortakları, şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettikleri sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduklarından ve borçlu şirketin, şirket ortağındaki sermaye alacağının haczine engel yasal bir düzenleme de bulunmadığından sermaye alacağının haczi mümkündür. Kaldı ki, borçlu şirketin, üçüncü kişi şirket ortağı nezdinde, sermaye borcu dışında tamamen özel hukuktan kaynaklanan ve paraya çevrilmesi mümkün, İİK’nun 89. maddesi kapsamında haczedilebilecek nitelikte başkaca hak ve alacaklarının bulunabileceği de kuşkusuzdur.
HGK’nun 11.05.2016 tarih ve 2014/12-1078 Esas numaralı içtihadı doğrultusunda ve yukarıda açıklanan olgular karşısında; şirket ortağı, borçlu şirket bakımından üçüncü kişi sayılacağından, şirket ortağına 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamesi gönderilmesinde yasaya uymayan bir yön bulunmamaktadır ve mahkemenin gerekçesi bu yönden isabetsizdir.
İİK’nun 89/4. maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller, ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ihbarnamenin tebliğ tarihi itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığı genel hükümler çerçevesinde belirlenir, diğer bir ifade ile anılan maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle, üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, İİK.’nun 89/1. maddesi kapsamında haczedilebilecek muaccel bir alacağının bulunması zorunludur.
Somut olayda, dosya kapsamında mevcut 05/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda; borçlu şirketin 2011 yılı defterlerine göre 3. kişi davalının borçlu şirkete 783.514,54 TL borçlu olduğu , ancak 2011 yılı Kurumlar vergisi beyannamesinde ortaklardan alacak hesabının 777.767,74 TL olarak beyan edilmesine rağmen şirket ortakları üzerinde görünen sözkonusu bakiyelerin Avantage Sport LTD şti isimli bir şirketin cari hesabına virmanlanarak ortaklardan alacaklar hesabının kapatıldığının tespit edildiği, 2012 yılının yasal defterlerinin ibraz edilmemiş olması nedeniyle dava tarihi olan 29/05/2012 tarihi itibariyle tespit yapılamadığı görüşü bildirilmiştir.
3. kişi …’nun , asıl borçlu .., haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi olan 22/05/2012 tarihi itibariyle kesinleşmiş ve muaccel bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti için borçlu şirkete ait 2012 yılı defter kayıtlarını oluşturan defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp, 89/1. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun 3. şahıstan kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının olup olmadığının net olarak tespit edilerek sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri yerine, yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Bu hususların yanısıra ;somut olayda, dava dilekçesinde alacaklı tarafından ihbarnameye konu 187.465,61 TL lik tutar kadar tazminata hükmedilmesinin talep edilmesine rağmen, mahkemece 16/01/2018 tarihli celsede davacı alacaklıya takibe konu toplam alacak miktarı olan 183.652,74 TL üzerinden hesaplanacak peşin harcın yatırılması hususunda davacı tarafa süre verilmesine karar verildiği görülmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 89/4. maddesinde; “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder”hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece nispi harca tabi olan tazminat davası için birinci haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı üzerinden hesaplanacak nispi harcın da tamamlatılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Alacaklının icra mahkemesine başvurusu, İİK’nun 89/4. maddesine dayalı tazminat davasıdır. İİK.nun 89/4. maddesi uyarınca; icra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre inceler. Nitekim, bu tür bir davada, HMK.’nun 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca belirlenen dava değeri üzerinden Harçlar
Kanunu’nun 26, 27, 28, 30 ve 32. maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Somut olayda, mahkemece nispi harca tabi olan tazminat davası için birinci haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı üzerinden hesaplanacak nispi harcın tamamlatılması gerektiği halde, mahkemece 16/01/2018 tarihli celsede davacı alacaklıya takibe konu toplam alacak miktarı olan 183.652,74 TL üzerinden hesaplanan peşin harcın yatırılması hususunda süre verilmesine karar verildiği , bu haliyle nispi harcın tamamlatılması gerektiği halde peşin harç alınmasına hükmedildiği görülmektedir.
O halde, mahkemece, birinci haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı üzerinden belirlenecek nispi harcın hesaplanılarak, harcın ilgili tarafça tamamlanması hususunda iki haftalık kesin süre verilmesi gerektiği , ayrıca borçlu şirkete ait 2012 yılı ticari defterlerin temini için, defterlerin ibraz edilmesi hususunda taraflara HMK’nun 220/3.maddesi ve HMK’nun 222/5. maddesi ihtarını içeren meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliği ile sonucuna göre HMK’nun 222/5. maddesi gereğince bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz olup , mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),
peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.