YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/5035
KARAR NO : 2021/3900
KARAR TARİHİ : 21.04.2021
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.06.2019 tarih ve 2016/371-2019/570 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından duruşmalı, birleşen davada davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 12.04.2021 günü hazır bulunan davacı – karşı davalı vekilleri Av. …ile … ile davalı – karşı davacı vekili Av… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, davalı ile arasında alım-satım akdi olduğunu ve satın alınacak malların bedelinin teminatını teşkil etmek üzere 1.400.000,00 TL tutarında teminat mektupları verildiğini, 49.700,00 TL henüz vadesi gelmeyen borçlarının bulunduğunu, ancak davalının tüm teminat mektuplarını paraya çevirmek istediğini ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davada, davacı ile aralarındaki ilişkinin sadece mal alım-satımı olmadığını, davacıya bir adet sarmaç ipi üretim hattı makine grubu ile “D-Sarmaç” markasının da satıldığını ancak bedelinin ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı Daphne Dış Tic. ve Yatırım A.Ş. vekili, davalıya sarmaç ipi üretim hattı makine grubu ve “D-Sarmaç” markasının satımı konusunda anlaşma yaptıklarını ancak davalının makine grubunu teslim almadığını, satış anlaşması sonrası makine grubunu çalıştırmadıklarını, bu nedenle üretim kaybına uğradıklarını, ayrıca aradan geçen sürede marka değerinin düştüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; marka değerinin düşmesi nedeniyle şimdilik 10.000,00 ABD Doları, kar kaybı nedeniyle şimdilik 20.000 ABD Doları ve makine satış bedeli nedeniyle de 354.000 ABD Doları’nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı … vekili, taraflar arasında makine alım-satımı konusunda henüz nihai bir anlaşma yapılmadığını, ayrıca, davacının henüz ödeme için kararlaştırılan vade gelmeden teminatları paraya çevirmeye çalıştığını ve akdin bu nedenle kurulmadığını, zarar iddiasının da yerinde olmadığını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dava yönünden; taraflar arasındaki sözleşmenin kurulup kurulmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede, taraflar arasındaki sözleşme taslağının 8. maddesinde “sözleşmenin yürürlüğe girmesi için teminat mektuplarının satıcıya ulaştırılması gerektiği”nin kararlaştırılmış olduğu, tarafların sözleşmenin noterde yapılmasına yönelik iradelerine uygun noterde yazılı sözleşmenin imzalanmamış olmasına rağmen kararlaştırılan teminat mektuplarının davalıya ulaştırılmış olmasına göre taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu, makine ve marka satışına dair tarafların serbest iradeleri ile getirdikleri noter sözleşmesi şartı yerine getirilmediğine dair itirazın teminat mektuplarının teslim edilmiş olması nedeniyle MK’nın 2. maddesine göre ileri sürülemeyeceği gibi ileri sürülmesinin de hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağından sözleşmelerin kurulmadığına dair iddianın yerinde bulunmadığı, asıl davanın teminat mektupları nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti davası olup davacının gabin iddiası yerinde olmasa dahi dava tarihi itibariyle davacının davalıya karşı alıcının temerrütü nedeniyle temerrüte uğramış bir borcu bulunmadığı ve dava tarihinden sonra muaccel olan mal alımına dayalı borcunda vadesinde ödendiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davaya konu toplam 1.400.000,00 TL’lik teminat mektupları nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektuplarının iptaline, birleşen davada ise; birleşen dava davacısının dava devam ederken davaya konu makineyi 14/09/2012 tarihinde 41.300,00 TL (22.926,35 ABD Doları) bedelle sattığını bildirdiği, birleşen dava davacının taraflar arasındaki sözleşme kurulmuş olduğundan sözleşme bedeli ödenmediğinden BK’nın 106. (TBK’nın m.125.) maddesindeki haklarını kullanabileceği, birleşen davacının dava açıldıktan sonra makineyi satmış olması nedeniyle almış olduğu makine bedeli kadar dava konusuz kalmış olsa da davanın açılmasına birleşen davalının sebebiyet verdiğinden bu miktara ilişkin yargılama gideri ile vekalet ücretinden birleşen davalının sorumlu tutulması gerektiği, birleşen davada davacının üretim hattı makine bedeli olarak 354.000 ABD Doları talep ettiği, makine satıldığı için alınan bedel düşüldüğünde 331.023,65 ABD Doları’nın birleşen davacının müspet zararı olduğu ve sözleşme yerine getirilse idi birleşen davacının bu paraya kavuşabileceği, bu zarara birleşen davalının sebebiyet verdiğinden birleşen davalı tarafından birleşen davacıya ödenmesi gerektiği, buna karşılık makinelerin birleşen davalıya teslimi için üretimden çekilmesi gerektiği bunun ifaya hazırlık olduğu bu nedenle makinenin üretimden çekildiği gerekçesiyle olumlu zarar talep edilemeyeceği, ayrıca birleşen davada davacının markanın değer kaybettiği iddiasına yönelik hiç bir delil sunamadığı gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulü ile üretim hattı makine bedeli için talep edilen 22.926,35 ABD Doları yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, makine hattı bedeline ilişkin 331.023,65 ABD Doları müspet zararın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte birleşen davalıdan tahsiline, kâr mahrumiyeti ve markanın değer kaybına yönelik taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karar, asıl davada davalı vekili, birleşen davada taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekilinin tüm, birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece alınan 06.12.013 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda makine hattı için 29.04.2011 fatura tarihi itibariyle KDV hariç 115.000.- TL bedelin uygun olacağı bildirildiği gibi bozmadan sonra alınan 06.02.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davaya konu üretim hattının modeli, yaşı ve yıpranma payları ve durumu dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda 29.04.2011 fatura tarihi itibariyle KDV hariç 136.600,00 TL değerinde olduğu belirtilmiş olmasına rağmen makine hattının satış değeri yönünden birleşen davada davacının bildirdiği değil piyasa rayiç değerine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekili-birleşen davada davacı vekilinin tüm, birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birleşen davada davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı-birleşen davacıdan alınarak davacı-birleşen davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine,
21.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.