Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/5280 E. 2010/6600 K. 02.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5280
KARAR NO : 2010/6600
KARAR TARİHİ : 02.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 22/09/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/02/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı … vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ile davalılardan … tarafından temyiz olunmuştur.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda; davalılardan …, dava dışı … ve … vekili olarak… Kaymakamlığı, … … İşletme Şefliği ve… Mal Müdürlüğü’nü sanık göstererek Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği 04.07.2006 günlü şikayet dilekçesinde; “görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, keyfi muamele, hak arama yollarını engelleme, suç işlemek amacı ile teşekkül oluşturma” suçlarından şikayetçi olmuş, şikayet dilekçesinde; “…müvekkillerinin hazineye ait 580 sayılı parseli tarımsal amaçlı kullandığını ancak kaymakamlık tarafından tahliye edildiğini bu işleme karşı idare mahkemesine dava açıldığını ve işlemin iptal edildiğini bu kez taşınmazın satışı için kaymakamlığa yapılan talebin reddedildiğini buna karşı idari yargıda dava açtıklarını ne var ki kaymakamlığın yeniden tahliye işlemlerine başladığını ve taşınmaza sulama amaçlı bağlanan elektriğin kaymaklığın talimatı ile işletme şefliği tarafından kesildiğini yapılan bu işlemlerin keyfi olduğu…” belirtmiştir.
Dosyadaki bilgi, belge ve kanıtlar ile dava konusu şikayet dilekçesi içeriğinden, davalı …’in, vekil edenlerinin uzun süredir tarımsal amaçla kullandığı Hazine’ye ait taşınmazdan haksız yere tahliye edilmesi, aynı taşınmazın kendilerine satışı için yaptıkları başvurunun reddedilmesi, taşınmazın üçüncü kişiye satıldığına ilişkin iddialar bulunması nedeniyle zarara uğratıldıkları düşüncesiyle ve bazı somut olaylara göre avukat olarak şikayette bulunmuştur. Bu durumda, şikayetin hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı kabul edilerek istemin tümden reddine karar verilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalılardan … hakkındaki istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı … yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.