YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/12779
KARAR NO : 2020/18362
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma, Hükümlü veya tutuklunun kaçması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sivas Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan disiplin soruşturması kapsamıyla tedbir amaçlı … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilen sanığın, nakil aracının kapalı ceza infaz kurumu önüne geldiği esnada araçtan kendisini atıp kaçmaya çalıştığı ancak 50 metre sonra yakalandığının anlaşılması karşısında, tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçların oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanığın bir sebebe dayanmayan temyiz itirazının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 11.11.2020 gününde infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçu yönünden oybirliği, hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dosyada bulunan 16.03.2013 tarihinde tutanak başlıklı belgeye göre aynı saat 19:00 sıralarında hastaneden Sivas Açık Ceza İnfaz Kurumuna dönen hükümlü …’un üst aramasında cep telefonu ele geçtiği, bundan dolayı aynı gün cezaevinin ”İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığınca” tedbiren kapalıya iade kararı verildiği ve kararın yerine getirilmesi için hükümlünün yine aynı gün saat 22:35’te araçla kapalı ceza evine götürüldüğünde, Sivas E Tipi Kapalı Cezaevi önünde duran araçtan kendini atarak kaçmaya teşebbüs ederken yakalandığı olayda; sanığın işlediği iki ayrı suçun zaman ve mekan bakımından birlikte işlenmiş sayılmasının mümkün olmadığı ve bu nedenle 7188 sayılı Yasa ile değişik CMK 251/8. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı ve basit yargılamaya ilişkin diğer şartların oluştuğu gözetildiğinde;
Sanık hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan kurulan hükümde usul ve yasaya aykırılık bulunmamakta ise de hükümlünün kaçması suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
”Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2020 tarih ve 2020/16E – 2020/33K sayılı kararı ve AİHM Büyük Dairesinin 17.09.2009 tarihli ve 10249/03 başvuru sayılı Scoppola/İtalya kararının 110 ila 113. paragraflarında da belirtildiği gibi ceza miktarını azaltan yargılama usulü kurallarının fail lehine geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği ve sözleşmenin 7. maddeki kapsamında kaldığı kabul edilmiştir ve bunun sonucu olarak da 5271 sayılı Kanunun 5. maddesi, sanığa verilecek sonuç cezayı etkileyecek nitelikte olması nedeniyle bir maddi hukuki kuralı gibi Anayasa’nın 38. maddesinde ve AİHS’nin 7. madddesinde belirtilen “Kanunilik İlkesine” tabi olmalıdır.
Kanunilik ilkesinin temel hak hürriyetler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş olup bu konuda doktrinde ve uygulamada da görüş aykırılığı bulunmamaktadır.
Anayasanın 90/son maddesine göre “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”
Anayasanın 90/son. maddesi uyarınca yukarıda belirtildiği gibi temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan 5271 sayılı CMK.nın geçici 5. maddesi ile AİHS’nin 7. maddesi farklı bir düzenleme içermekte olup, AİHS’nin 7. maddesinin failin lehine hükümler içerdiğinde kuşku yoktur.
Bu durumda; Anayasanın 90/son maddesi uyarınca; sanığın lehine farklı hükümler içeren AİHS’nin 7. maddesine göre maddi hukuka ilişkin sonuçlar doğuran CMK.nın 251. maddesinin uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle hükmün bozulması düşüncesinde olduğumdan bu suç yönünden sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına iştirak etmiyorum. 11.11.2020