YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6709
KARAR NO : 2021/4393
KARAR TARİHİ : 25.05.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Dinar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.02.2015 tarih ve 2013/410-2015/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, gayrimenkulü üzerine 29.11.1993 tarihinde ticari krediler nedeniyle davalı banka şubesi lehine ipotek konulduğunu, davacının davalı bankaya karşı kullandığı veya kullanmayı talep ettiği kredi borcu bulunmadığından, ipoteğin kaldırılması için ihtarname çekildiğini, usulüne uygun olarak çekilen ihtarnameye rağmen davalı tarafın gayrimenkul üzerindeki ipoteği kaldırmadığını, 600.-TL bedelli ipoteğin bedelsiz kaldığını, davacının ipotek nedeniyle taşınmazı kullanamadığı, ipotek nedeniyle kredi kullanamadığı için 10.000.-TL zararının bulunduğunu ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını ve taşınmazın kullanılamamasından kaynaklanan zararın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000.-TL’sinin tazmin edilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihtarnamesinin dava tarihinden sonra bankaya tebliğ edildiğini, davanın açılmasında hukuki yarar olmadığını, ipoteğin fekki davalıdan talep edilmeden dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ihtarın davalıya dava açıldıktan sonra tebliğ edildiği, davanın açılmasıyla talebin yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, davalı banka tarafından ipoteğin ilk tesis aşamasından sonra 2007 yılında ayrıca bir kredi kullanıldığına ve bu yüzden ipoteğin devam ettirildiğine ilişkin beyanda bulunulmuş ise de Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/138 Esas sayılı ceza dosyasıyla davalı banka çalışanlarının bir takım usulsüz işlemler gerçekleştirerek zimmetlerine para geçirdiklerinin sabit olduğu, bu nedenle davalı bankanın beyanına itibar edilemeyeceği, mahkeme kararıyla banka çalışanlarının suç işlediklerinin sabit olduğu, davacıya ait taşınmaz üzerinde kurulan üst sınır ipoteğinin terkinine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafça 10.000.-TL’lik tazminat talebinde bulunulmuş ise de bu istemin celp edilen deliller kapsamında sabit görülemeyeceği gerekçesiyle davacıya ait taşınmaz üzerinde davalı banka tarafından konulan üst sınır ipoteğinin tapudan terkinine, davacının tazminat talebinin subüt bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 31,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 9,40 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.