YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12700
KARAR NO : 2020/17355
KARAR TARİHİ : 26.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Katılan sanık … hakkında, katılan …’e karşı “Kasten Yaralama” suçundan verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/13-12 sayılı kararı ile aynı Kanun’un 231/12. maddesi gereği itirazı kabil olup temyizinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, temyizen incelenmeyen dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanık … hakkında katılan sanık …’e karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre sanık …’in herhangi bir suçun mağduru olmadığı, bu itibarla “katılan” sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, müdafiinin temyiz talebinin, sanık hakkında kurulan “mahkûmiyet” hükmüne yönelik olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edildiği hususunun gözetilmesi suretiyle uygulama yapıldığı anlaşıldığından, tebliğnamenin (2-b) görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın eylemi neticesinde, katılan sanık …’ta meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, katılan sanık …’un, Adli Tıp Kurumu Samsun Şube Müdürlüğünce 28/01/2016 tarihinde yapılan muayenesinde; “sağ kaş içerisinde 1 cm.lik çizgisel vasıflı nedbe dokusu, kafada sağ parietal arkada 2 cm.lik nedbe dokusu” bulunduğunun tespit edildiğinin ifade edildiği, aynı rapor içeriğinde “Burun dorsalinde yaklaşık 3 cm.lik, sağ kaş superiorunda yaklaşık 5 cm.lik matür skar” tespit edildiğinin ifade edildiği ve fatat aynı Kurum tarafından tanzim olunan ve hükme esas alındığı anlaşılan 24.03.2016 tarihli raporda, “Sağ styloid proçeste, nazal kemikte, frontal kemik sağda, sağ orbita lateral-anterior-medial-süperior duvarda, sağ frontal sinüs anterior-lateral-süperior duvarda fraktürler, zigomatik kemikte kırıklar ile 2 adet kesici dişte ve 1 adet kanin dişte kayıp, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, kemik kırıklarının hayat fonksiyorlarına etkisi AĞIR (4) derecedir, hayati tehlikeye neden olmuştur, yüzde sabit iz niteliğinde değildir.” şeklinde görüş belirtildiği, bu itibarla hükme esas alınan raporun, katılan sanıktaki fraktürlere ilişkin görüş içermekle, yüz bölgesinde mevcut skarlara ilişkin yüzde sabit iz açısından bir değerlendirmenin yapılmadığı, kaldı ki katılan sanık …’un hayati bölgelerini ihtiva eden birden fazla vücut bölgesinde yaralanmalarının bulunduğu, bu yaralanmalardan hangisinin ya da hangilerinin, ne şekilde hayati tehlikeye yol açtığının denetime imkan verecek şekilde izah edilmediği anlaşılmakla, katılan sanık …’un, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile tüm adli muayene raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, her bir yaralanmasının ayrı ayrı belirtilmesi suretiyle hangi yaralanma ve/veya yaralanmaların, ne şekide hayati tehlikeye neden olduğu, rapor içeriklerinden, gözle görülebilir nitelikte oldukları anlaşılan yüz bölgesindeki skarların sabit iz ve/veya yüzün sürekli değişikliğine neden olup olmadıkları da açıklanmak suretiyle, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayan nihai rapor temini ile katılan sanık …’ta mevcut birden fazla yaralanmanın tek başına hayati tehlikeye neden olduğunun tespiti halinde, suçta kullanılan aracın elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, meydana gelen yaralanmaların ağırlığı nazara alınarak, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olup olmadığı hususunda delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Sanığın eylemi neticesinde, katılan sanık …’un vücudunda, hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyen kemik kırıkları meydana geldiği ve katılan sanığın olay sebebiyle hayati tehlike geçirdiği anlaşılmakla, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olarak yargılama konusu suçu işleyen sanık hakkında TCK’nin 86/1. maddesince temel cezaya hükmedilirken, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesinde belirtilen meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu gibi ölçütler ile TCK’nin 3. maddesinde yer verilen “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 87/1-son ve 29. maddelerine göre belirlenen “3 yıl 9 ay” hapis cezası üzerinden, aynı Kanun’un 62. maddesi gereği (1/6) oranında indirim uygulandığında belirlenmesi gereken ceza miktarı “3 yıl 1 ay 15 gün” hapis cezası iken, hesap hatası neticesinde “2 yıl 13 ay 15 gün” hapis cezasına hükmedilmek suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
d) Dosya kapsamına göre, sanık …’a karşı işlenmiş herhangi bir suç bulunmadığı halde, gerekçeli karar başlığında “katılan sanık” sıfatı ile yer verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan sanık … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.