Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3983 E. 2021/4416 K. 25.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3983
KARAR NO : 2021/4416
KARAR TARİHİ : 25.05.2021

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.07.2019 tarih ve 2017/139 E. – 2019/970 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin kuruluşunda bütün hissedarların müştereken imzaları ile ilzama yetkilendirildiklerini, kuruluşa göre şirketin ortaklarının …, …, …ve …’nun kaşesi altına atacakları müşterek imzaları ile şirketi temsil ettiklerini, bu nedenle şirket ortaklarının toplanamadığı ve şirketin temsilinde sıkıntılar yaşandığı için şirketin faaliyet gösteremediğini, alacaklı Sanko şirketinin davacı şirketi bağlamayan imzalı senetler ile davaya konu takibe başladığını, şirket ortakları toplanamadığından takibe itiraz edemediklerini, şirket ortaklarının 3.6.2009 ve 19.06.2009 tarihlerinde toplanarak yeniden şirket müdürlerini belirlediklerini, alınan karara göre şirket müdürlerinin … ve … olduğunu, takibe konu senetler üzerinde şirketi ilzam eden imzalar bulunmadığını, alacaklı görünenin davacıya keşide ettiği herhangi bir fatura vs. evrak bulunmadığını ileri sürerek davacı şirketin takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ileri sürmüş olduğu hususların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı şirketten iş makinesi satın alarak karşılığında takibe konu olan bonoları verdiğini, davacının yıllardır satın aldığı makinayı kullandığını, kar elde ettiğini ve gelir kazandığını, takip konusu bonoların ödenmemesi üzerine davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacıya ödeme emrinin tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, icra takibinin kesinleşmesinden 3 yıl sonra davacının bu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğini, yıllar sonra kötüniyetli olarak bu davayı açmasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda her iki tarafın da ibraz etmiş olduğu ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulmadığı bu sebeple defter kayıtlarının sahipleri lehine delil vasfını taşımayacağı, ancak usulüne uygun olarak tutulmayan her iki tarafa ait ticari defter kayıtlarında davacı şirket ödemelerinin yer almış bulunması sebebiyle, davalı alacağından davacının yapmış olduğu ödemelerin ve fatura bedelinin mahsubu sonucunda, davacı şirketin davalı şirkete takip konusu senetlerden dolayı bilirkişi rapor ve ek raporunda açıklandığı üzere davacının davalıya 56.779,47 USD borçlu bulunmadığı gözetilerek davacının davalıya İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/7308 esas sayılı dosyasından takip tarihi itibariyle 56.779,47 USD karşılığı TL üzerinden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair talebinin reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve temyiz edenin sıfatına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4.576,01 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.