YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8154
KARAR NO : 2021/5430
KARAR TARİHİ : 25.05.2021
MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
…
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne yönelik olarak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 25/05/2021 tarihinde davalı asil … ile vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekilin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya, banka havalesi yoluyla borç para gönderdiğini ancak davalının, borcunu geri ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, gönderilen paranın, kendisinin daha önce davacıya verdiği borcun ödenmesi niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne,HMK’nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/479 Esas, 2019/186 karar sayılı 09/04/2019 tarihli kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kabulüne, davalının … 3.İcra müdürlüğünün 2017/2526 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 117.348,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, alacağın likit olduğu dikkate alınarak hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si üzerinden hesaplanan 23.469,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, borç olarak gönderildiği iddia edilen paranın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince, “taraflar arasındaki hukuki ilişki kapsamında, tarafların açıklamalarının ve diğer delillerinin de incelendiği, davalının bu hususta yaptığı
detaylı açıklamaların ve bildirdiği delillerin birbiriyle uyumlu, tutarlı ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi açıklayıcı nitelikte olduğu, hayatın olağan akışına da uygun düştüğü, davacının ise söz konusu 30.000,00 Euro’yu davalıya borç olarak verdiği iddiası ile ilgili hiçbir açıklama yapmadığı, banka dekontu dışında bir delile de dayanmadığı, dolayısıyla davacının iddiasını ispat edemediği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca davalının sunduğu deliller ile davacının haksız ve kötü niyetli olarak davalı hakkında icra takibi başlattığını ispat ettiği, bu nedenle İİK’nın 67/2 maddesi gereğince davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ise “Banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulü gerektiği, bu bilgiler ışığında somut olayın irdelendiğinde, davaya konu havalede “… borç olarak verilen” açıklamasıyla davalıya para gönderdiğinden, yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince davacının gönderdiği paranın borç olarak gönderildiğinin kabulü gerektiği, davacının yasal karinenin aksini yazılı delillerle ispatlamış olup, davalının ise havale ile gönderilen paranın borç olarak gönderilmediğini veya gönderilen borcun ödendiğini yazılı ve kesin delilerle ispatla yükümlü olup, davalı taraf paranın borç olarak gönderilmediğini veya borcun ödendiğini yazılı ve kesin delillerle ispatlayamadığı” gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
06.06.2013 işlem tarihli ve 30.000,00 Euro bedelinde banka havalesinde, açıklama olarak, “… borç olarak verilen” ibaresinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, davacının daire satın alacağını bildirip kendisinden borç para istediğini, o dönem elindeki bir miktar para ile eşi Türkan Kenger hesabından çektiği 50.000 TL borç verdiği paranın davacıya borç olarak verdiğini, teminatı olarak da satış yetkisini içeren vekalet aldığını savunmuştur. Gerçekten de davacının 32 nolu bağımsız bölümü 06.07.2012 tarihinde 3. Şahıstan satın aldığı, davalının eşinin banka hesabından satış tarihi olan 06.07.2012 tarihinde 50.00 TL çekildiği, davacının 27.09.2012 tarihinde davalıya taşınmaz satış yetkisini içeren vekalet verdiği tam dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Bu durumda; davalının, gönderilen bu bedelin davacıya daha önce, ev satın almak için vermiş olduğu borç paranın ödenmesi niteliğinde olduğu savunması karşısında, davalının dava dışı eşinin hesabından çekilen 50.000,00 TL ile aynı tarihte, davacının ev satın almış olduğu, satın aldığı bu evin satışı hususunda da davalıya vekaletname verdiği ve ayrıca açıklama kısmında davacının adının da yazılı olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde, gönderilen bu paranın, borcun ödenmesi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Aksi düşüncelerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektiririr.
Kabule göre de, İİK’nın 67/2 maddesi uyarınca icra takibinde bulunan alacaklının icra takibi yapmakta haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı davacı aleyhine tazminat hükmedilmesi mümkündür. Dava konusu olayda davacı icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilememiştir. Alacaklının alacağın varlığını kanıtlayamaması takibin kötü niyetli olduğunu göstermez. İlk Derece Mahkemesince davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır. davacının, alacağın tahsili amacıyla icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden kötüniyet tazminatına hükmedilme şartları bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK’nın 371 inci maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, HMK’nın 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 3.050 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
25/05/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.