YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12064
KARAR NO : 2020/17362
KARAR TARİHİ : 26.11.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık hakkında mağdur … Çakal’a karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık hakkında katılan …’ye karşı “Kasten Yaralama” ve “Hırsızlık” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğre temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Oluş, iddia, dosya kapsamı ve kabule göre sanık ile katılan arasında araç alım satımından kaynaklı borç ilişkisinin bulunduğu, sanığın katılandan alacaklı olduğu, olay günü bu konu ile ilgili olarak buluştukları, sanığın, elindeki sopa ile katılanı darp ederek, Kars Devlet Hastanesince tanzim olunan 17/12/2015 tarihli kesin adi muayene raporunda belirtildiği üzere “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” düzeyde yaraladığı, akabinde katılana ait Peugeot Partner marka araca binerek “paramı verene dek araç bende” diyerek olay yerinden uzaklaştığı anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nin 144. maddesinde daha az cezayı gerektiren hâli düzenlenen “Hırsızlık” suçu ile aynı Kanun’un 148, 149, 150. maddelerinde yer alan “Yağma” suçu arasındaki temel farkın, “Yağma” suçunda eylem
mağdurunun, tehdit ya da cebir kullanılarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerektiği hâlde, “Hırsızlık” suçunda cebir ya da tehdit unsurlarının aranmadığı noktasında toplandığı, somut olayda sanığın, “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” şekilde yaralama eyleminin, “Yağma” suçunun teşkili için aranan unsur vasfında olduğu, sanığın iddia ettiği hukuki ilişkiye dayanan alacak meselesinin, katılan tarafından da doğrulandığı ve kabul edildiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin bir bütün olarak 5237 sayılı TCK’nin 150. maddesi kapsamında yağma suçu için düzenlenen “daha az cezayı gerektiren hâl” olduğu gözetilerek, sanık hakkında TCK’nin 150/1. maddesinde yer alan “Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” şeklindeki düzenleme uyarınca sadece “Kasten Yaralama” suçundan hüküm kurulması gerekirken, sanığın bütünlük arz eden eylemi bölünerek iki ayrı suç ihdas edilmesi suretiyle “Kasten Yaralama” ve “Hırsızlık” suçlarından, yazılı şekillerde ayrı ayrı hükümler kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.