YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15171
KARAR NO : 2012/4684
KARAR TARİHİ : 13.03.2012
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, haksız fiil sonucu yaralanan sigortalı için yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup; dava dilekçesinde, 6.171,99 TL asıl, 826,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.998,48 TL’ye yönelik itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, faiz hesabı yapılmaksızın, takibe konu asıl alacaktan 5.701,17 TL’ye yönelik itirazın iptaline karar verilmiş; 22.07.2010 günlü karar davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3.maddesi gözetildiğinde, 21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2010 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1430,00 TL olarak değiştirmiştir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının alacağın tamamı gözetilmesi; tamamı dava edilen bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427. maddesi hükmü gereğidir.
Somut olayda, yerel mahkemece, davacı tarafın, takip tarihine kadar işlemiş faizi de icra takibine konu yaptığı gözetilmeden, faiz hesabı yapılmaksızın sadece asıl alacak belirtilerek hüküm kurulmasına ilişkin isabetsizlik, faiz hesabının hükmün
infazı aşamasında yapılmasının mümkün bulunduğu gibi; Yine, asıl alacaktan reddine karar verilen 470,82 TL, takibin tamamı gözetildiğinde, hükümde belirtilmeyen kısmı 1297,82 TL olup, her iki hale göre belirtilen miktarlar, yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle kesinliği nedeniyle reddi gerekir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenle davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 13.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.