Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3115 E. 2021/4116 K. 27.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3115
KARAR NO : 2021/4116
KARAR TARİHİ : 27.04.2021

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.11.2017 tarih ve 2012/589 E. – 2017/969 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 30.04.2019 tarih ve 2018/637 E. – 2019/618 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacının davalı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin kefili olmadığını, davacıya ait taşınmazın ipotek edildiği resmi senetteki kefalete ilişkin hükümlerin genel işlem koşullarına aykırı olduğunu, davacının tam olarak bilgilendirilmeden ipotek akdinin kurulduğunu, davalı bankanın etik ilkelerine aykırı olarak ve yanılmayla imzalatılarak borç altına sokan kefalet hükümlerinin 6098 sayılı TBK gereği yok hükmünde kabul edilip yazılmamış sayılmasına, buna bağlı olarak davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve söz konusu kefalet nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacı ile imzalanan 2011 tarihli ipotek senedinin eski BK zamanında akdedilmesinden dolayı bu kanun hükümlerine tabii olduğunu, yazılı ve taraflarca imzalanmış geçerli ipotek resmi senet ve içeriğindeki hükümlere göre davacı hakkında takip başlatılmasının yasal olduğunu ve davacının ipotek nedeniyle davalı bankaya borçlu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı ile akdedilen ipotek resmi senedi uyarınca davalının kefaletinin geçerli olduğunu ve dava dışı şirketin borcundan dolayı davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen ödenmeyen kredi borcunun tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, taraflar arasında akdedilen bir genel kredi sözleşmesi kefaleti veya ayrı bir kefalet sözleşmesi olmadığını, davacının dayandığı ipotek akit tablosunun ise genel işlem koşullarına aykırı olup geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkmesince yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı-birleşen dava davacısı banka ile dava dışı Ardu Turizm … Ltd. Şti. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kullandırılacak kredinin teminatı olarak davacı adına kayıtlı taşınmaz üzerine banka lehine 200.000-TL bedelli ipotek tesis edildiği, ipotek senedi 2.maddesi uyarınca, davacının ipotek miktarı borçtan müşterek ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu, tapuda hukuken geçerli ipotek akit tablosunun düzenlenmiş olduğu ve davacı tarafından resmi senedin tüm sayfalarının “okudum” ibaresi ile imzalanmış olduğu,
Bu ipotek sözleşmesinin 18.02.2011 tarihinde imzalanmış olması nedeniyle 818 sayılı BK’na tabi olduğu ve hata-hileye dayalı iş bu davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı, dolayısıyla davacı ipotek senedi uyarınca kefil olarak sorumlu olduğu asıl davada davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine,davada tedbir kararı verildiğinden ve infaz edildiğinden davalı lehine kötüniyet tazminatına , birleşen davada ise davacının geçerli ipotek resmi senedi uyarınca alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkmesince duruşma açılarak yapılan yapılan yargılama sonunda, asıl davada;taraflar arasında akdedilen ipotek senedinin tanzim edildiği 18.02.2011 tarihi itibariyle 818 sayılı BK’nu yürürlükte olduğundan, 6098 sayılı TBK’nun genel işlem koşullarına ilişkin hükümleri uyarınca ipotek senedinin geçersiz olduğu yönündeki iddianın yerinde olmadığı, resmi makamlarca onaylanmış senet içeriği ve ipotek tesisi için davacının eşinin dahi muvafakatinin alınmış olması dikkate alındığında, ipotek senedinin ve buna bağlı kefaletin sözleşmenin esaslı unsurlarında yanılma veya irade sakatlığı olmadığı, ipotek senedi uyarınca, ipotek limiti kadar kefalet sorumluluğuna ilişkin hükmün geçerli olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, birleşen davada;ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporları alacak tutarının hesabı yönünden denetime açık olmadığı gibi, hüküm kurmaya da elverişli olmadığından yeni bilirkişi raporu alındığı,taraflar arasındaki yasaya uygun geçerli kabul edilen ipotek resmi senet ve içeriğine göre davacının davalıdan 113.617,37- TL alacaklı olduğu gerekçesiyle birleşen dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, birleşen dava davacısının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kaldırılarak birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı- birleşen davada davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.835,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınmasına, 27.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.